Pazartesi, Eylül 29, 2008

Alparslan Abinin Gölgesinde


Bugün ki maçın tadı tuzu kalmamıştı dün ki kötü haberden sonra tribünler acılarını haykırırcasına Alparslan Abiye yaptıkları bestelerini söylerken takımda onlara eşlik edip 4 tane gol hediye etti. Galacticos yola devam ediyor.

Pazar, Eylül 28, 2008

uA Cennet


Yüreğimizdeki ortak aşk seni sevmeme saymama yeter mekanın cennet olsun Alparslan Abi.....

Yılmaz Hocam İş Başında



Bu sene pek sesi soluğu çıkmıyordu meğersem boş durmuyormuş Kocaelispor'a attı kapağı bakalım sezon sonunu getirebilecek mi?

Cumartesi, Eylül 27, 2008

Platini İSTİFA !


Uefa 2009/2010 sezonundan itibaren Uefa Kupasında köklü değişikliklere gitme kararı aldı. Bu gerçektende gerekiyordu zira Şampiyonlar Ligi'nin dışında kalan büyük takımların maçları hariç Uefa kupası maçları pek rabet görmüyordu. Uefanın renk ve logo seçimide fena olmamış. Hoş bizim için o kupa 2000 yılından beri sarı-kırmızı ya neyse. Ayrıca turnuva süresince oynanacak topta sarı-kırmızı renklerde olacakmış. Çok güzel hareketler bunlar diyor Efsane Platini'yi kutluyorum.
Bu karardan sonra bir kısım tribünden şu ses yükselir gibi geliyor: Platini İSTİFA !

Cuma, Eylül 26, 2008

ARA'gones Belkide Bulursun....


Aragones doğruyu aramaya devam ediyor birazda şanssız fikstür dezavantajı var gibi Sivas zor deplasman ancak 1-0 dan maç vermek hele ki hiç birşey ortaya koymadan. Bu gidişle bu evlilik fazla sürmez...

Yeni Yılmaz Vurallar


Henüz göreve gelişinin 6. ayına bile girmeden kapı gösterildi Engin Hocaya geçen Nisanda takımın başına gelmiş ve takımı Süper Lig'e çıkartmıştı. Bursaspor'da iken ben birşeyler yapabileceği kanısındaydım ama sonrası pek iç açıcı olmadı oda Yılmaz Vural tayfasına katılma yolunda ilerliyor...

Gerçek Başkan Olabilmek



Çoğu futbolcu paraya tapar bi önceki yazıdaki yalak en güzel örneklerden biri. Sadri başkanı kutlamak lazım en akıllıcasını yaptı hiç arkasından koşmadı. Lafıda eveleyip gevelemedi 10 milyon dolarıda koydu cebine en azından Yattara'nın nazından kurtuldu. Hem karakterini ortaya koydu hemde takımına güvendiğini kanıtladı. Başkan dediğin böyle olmalı.

Şimdi herkes devre arasında transfer bekleyecek ne yalan söyleyeyim ben Fatih Tekke'yi bekliyorum takım bu kadar havaya girmişken Fatih'in gelişi Trabzonu ve Trabzonluyu daha da motive eder hele birde ilk yarı sonunda Trabzon şampiyonluk potasında olursa...

Perşembe, Eylül 25, 2008

Yalamaya Devam....


"Ben Fenerbahçe'ye hedeflerim için, başında Aziz Yıldırım olduğu için, ailem Fenerbahçeli olduğu için buraya geldim."

Emre Belözoğlu

Yalamaya Devam....

"Ancak kader beni 13 yaşımda Galatasaray altyapısına taşıdı. Orada inkar edilemez büyük başarılar yaşadım. Ama umarım Fenerbahçe formasıyla Galatasaray'a da gol atacağım"


Emre Belözoğlu

Pazartesi, Eylül 22, 2008

New Galacticos


Fenerbahçe için herzaman Real Madrid'in Türkiye versiyonu demiştir pek çok kişi. Yalnız bu sene bizim takım bu kavramı daha çok yansıtıyor. İçime şimdilik sinmiyo gibi belkide yılların getirdiği bi alışkanlık var tabi kolay değil. Cassio'nun önderliğinde ki bana göre Denizli maçından beri herşeyini sahaya koyuyor takım son 2 maçtır hücumda daha canlı ve istekli. Kewell, Baros ve Nonda'nın uyumu hiç fena değil. Özellikle bu takım Baros'a Baros takıma alıştığında Ali Sami Yen'de sadece Galatasaraylı taraftarlar olmayacak bu kesin.
Zurnanın zırt dediği 2 yer var. Birincisi defansın ne zaman oturacağı ikincisi yedekete kalacak olanlar bunu sindirebilecek mi ? Bence Galatasaray'ın şampiyonluğu buradan geçiyor. Skibbe hiç birşey yapamıyorsa sadece takım içindeki arkadaşlığı birliği sağlasın bu takım ligin tozunu atar. Ama Skibbe hakkında fikrim hala değişmedi hala Yılmaz Vural kadar beceriksiz....

Cuma, Eylül 19, 2008

Çoban Salatası

Utansam mı sıkılsam mı bilemiyorum hatta gördüğüm skora hala inanamıyorum. Bizim çoban bu seferde 3-5-2 ile bizleri şaşırttı. Rakip İsviçre lig sonunculuğuna oynuyor ve sen maçı anca 3-4 kazanıyorsun. Ve Rakip 10 kişi kaldığı halde. Birde anlayamadığım spikerin sürekli bizim eksik olduğumuzdan dem vurmasıydı. İnsan utanır be bu lafı söylemeye.

Kötünün içinde güzellik aramak gibi bir manyaklığın içine girmek istiyorum. Ne yapayım içim el vermiyor. Ciddi anlamda dün akşam sahanın yıldızı Lincoln idi. En azından attığı paslarla takımı ileri sürükledi ve sahada Kewell ve Baros ile beraber fark yaratan 3 kişiden biriydi. Sayın Bülent Tulun maç içindeki yorumlarında Serkan Kurtuluş'u eleştiriyordu hatta adam akıllı bir tane ortası yok diyordu ( Kewell'ın attığı golün ortasını ben yaptım zaten ) merak ediyorum 18 yaşında ilk defa Galatasaray formasını giyen son 6 aydır doğru düzgün maç yapmamış biri daha fazla ne yapabilirdi?
Neyse sağlık olsun Galatasaray hala izlerken işkence çektiriyor forvet iyiydi dün ama bu defansa ne oluyor onu anlayamıyorum ve bu galibiyete bir türlü sevinemiyorum....

Perşembe, Eylül 18, 2008

TSL'de Av Mevsimi Başladı

Kıyım başladı aslında benim başka adaylarım vardı ama kısmet Raşit Hoca'yaymış. Konyaspor ile karşılıklı olarak sözleşmesi fesh edilmiş. Ligimizin gedikli antrenörleri yakında akbaba gibi turlamaya başlarlar ekranlarda. Ne de olsa av mevsimi başladı onlarada bikaç kulüp düşer herhalde....

Champions League 08/09

Bu sefer Can'da yoktu acaba suçlu kim? Mesela fotoğrafta flu çıkan arkadaş olabilirmi ?

Çarşamba, Eylül 17, 2008

Cluj Kadar Olabilmek

A Grubu
Chelsea 4 - 0 Bordeaux
Roma 1 - 2 Cluj
B Grubu
Panathinaikos 0-2 Internazionale
Werder Bremen 0-0 Anorthosis
C Grubu
Basel 1-2 Shakhtar
Barcelona 3-1 Sporting
D Grubu
PSV 0-3 Atlético Madrid
Marseille 1-2 Liverpool

Salı, Eylül 16, 2008

Tek Suçlu Can mı?


Maldonado'su Josico'su o su busu aval aval etrafa bakacak Roberto Carlos'un ne yaptığı belli olmayacak ve suçlu Can olacak. Bravo Fenerbahçe medyası bir genci daha başarıyla yemek üzeresiniz....

Allah'a Ulaşmak

Bu herif adam olmaz....

Yedek Kulubesi


Galatasaray'ın en büyük sıkıntısı işte burada yatıyor. Kişiler değişecek belki ileriki haftalarada ama bu kulübenin maliyeti hem madddi hem manevi hep üst düzeyde kalıcak ve sorgulanacak. Keşke Skibbe'yi sadece bu tercihleri yüzünden eleştirsem....

Teşekkürler Cassio



Maç yazısı biraz geç oldu farkındayım Sonay'da da Ramazan dolayısı ile bi form düşüklüğü var sanırım nede olsa Hakan Şükür jenerasyonunun çocuğu olucak ramazan ayında yorum oruçları. Maça eski açıkta Ömer Çatkıç'a bir fiil küfür eden kişilerden biri olarak takip ettim. Yazarlarımız insaflı davranmış 60. dk itibaren vakit geçirmeye başladı diye adam beraberlik golünden sonra başladı millet uyuyor neyse bunlara lafım yok biz önde olsak misal San Siro'da bizde yapardık klasman farkı bu açık ancak olay farklı yönlere taşınınca iş değişiyor. Baros el kol hareketleri özellikle eski açık tribünle dalaşmaları. Anlayamadığım konu madem prof oyuncu olaraktan vakit geçirebiliyor bu futbolun içinde olan asla yakışmayan ama olan bi durum kimse istemez elbette böyle bir durumu tıpkı statlarımızda küfürün olmamasını istediğimiz gibi valla bende istemiyorum ama Ömercim gel görki ediyorum....
Son olarak Cassio Lincoln'e bi paragraf açıp teşekkür etmem lazım stattada belkide Linconl diye bağırmaya başlayan ilk 20 kişiden biriyim. Çünkü sonuna kadar hakettiğine inanıyorum. Lincoln ilk defa oynaması gerektiği gibi oynadı ve benim için maçı kazanmamızı sağladı Ömer her topu tuttu ama Cassio'nun omuzuna engel olamadı skor: 2-1 Teşekkürler Lincoln Sahadaki "BEN" i yansıttığın için.....

Cumartesi, Eylül 13, 2008

Taçsız Kral'a Saygıyla..

"Bence Galatasaraylılık; din gibi, mezhep gibi yerleşmiş köklü bir inançtır. Galatasaray işte bunun için tercih edilir ve Galatasaraylılığımla her zaman gurur duyarım.."


Değerine değer, anlamına anlam kattın Galatasaraylılık'ın..
Yaşattığın bu yüce onur için sana minnetarız..

Metin'in Olmak


Seni unutmak aslan armaya olan sevgimize ihanettir, Unutulmadın Unutulmayacaksın...

Cuma, Eylül 12, 2008

Bu Son Olsun Tobi


Geldiğinde benim gibi pek çok kişi ondan çok ümitliydi. Malesef geçen sezon boş geçti bu sezonda kaldığı yerden devam ediyor. Olmayınca olmuyor işte bir şanssızlıktır gidiyor. Belki onun yokluğu Mehmet Topal'a yaradı ama formda bi Linderoth'un varlığı bu takıma Mehmet Topal'ın takıma olan katkısından fazlasını verirdi. Tobi oyunun her iki yanını birden oynayan fazla süsü olmayan işini yapan biri. Takım şuan 4-2-3-1 oynuyor kadro kağıt üstünde çok şık duruyor. Ancak oynatacak antrenör lazım. Aslına bakılırsa Linderoth'un iyileşmesini en çok isteyen Skibbe'dir bence. Mehmet Topal oyunun savunma yanını iyi oynuyor ve hücumda artı olarak sadece iyi şut atıyor ancak savunmadan topla çıkışı onun kadar iyi değil. Bu sebeple Galatasaray çift ön liberoya mahkum oynuyor. Eğer Galatasaray Linderoth'u tekrar kazanırsaki sakatlıklar olmasa takımın tek ön libero oynaması sıkıntı yaratmayacak bu sayede Galatasaray çift forvet oynayabilecek umarım Linderoth'un bu son sakatlığı olur bu takımın Lincoln'den çok Tobi ye ihtiyacı var....

Unutulmadın Baba



Fatih Hoca'ya Bulaşmak


Biri laf ebesi öbürü harp delisi ikiside türlerinin nadide örnekleri. Farkındamısınız bilmiyorum ama maçtan sonra yine futbol dışı bir konu ile gündem dolduruluyor. Fatih Hocanın Belçikalı anterenöre racon kesmesi maçtan önce Osman Tamburacıya ettiği küfürlerle gündemi dolduruyoruz. Bu ülkede zaten ne zaman gerekli konular tartışıldı ki karnımız açken Kürtçe-Lazca eğitim tartışırız, ülke ekonomik krizdedir başörtüsü tartışırız, yılın 11 ayı bir yana bırakılır ramazan ayında içkiyi tartışırız....

Spor medyası hala kabullenemedi Fatih Terim gerçeğini. Hepsi arkasından üfürür asar keser karşısına geçincede süt dökmüş kediye dönerler. Ben daha yüz yüze Fatih hocayı eleştirme cesaretini gösterecek delikanlıyı bu medyada görmedim. 2 ay evvelline kadar Kral Fatih Terim diye nara atanlar 5 ay evvelinde bu adamla Euro 2008'de nal toplarız diyorlardı. Şimdi basınımız biz doğruların yanındayız iyiyi alkışlar kötüyü yereriz der ama kim inanır ki artık onlara.

Bana kalırsa Fatih Terim doğru mu yaptı: Hayır! Ancak bu medya bundan fazlasını haketmiyor, Fatih Hocada hak yemeyi sevmiyor sanırım herkese hakettiğini veriyor....

Perşembe, Eylül 11, 2008

TSL 3. Hafta Programı

13.09.2008 19:00
ANKARA 19 MAYIS
HACETTEPE SPOR - FENERBAHÇE
(O) MUSTAFA KAMİL ABİTOĞLU (Y) BAKİ TUNCAY AKKIN (Y) ÖZGÜR ÇETİNER (D) FETHİ SERKAN KOÇAK

13.09.2008 20:00
BŞ BLD ATATÜRK
KONYASPOR - DENİZLİSPOR
(O) SERKAN ÇINAR (Y) ALPASLAN DEDEŞ (Y) ALEKS TAŞÇIOĞLU (D) MÜRVET SEZER

BŞ BLD ATATÜRK
KAYSERİSPOR - KOCAELİSPOR
(O) HÜSEYİN GÖÇEK (Y) KEMAL YILMAZ (Y) HÜSEYİN FİDAN (D) HAKAN CEYLAN

13.09.2008 21:45
ALİ SAMİ YEN
GALATASARAY A.Ş. - ANTALYASPOR A.Ş.
(O) BÜLENT YILDIRIM (Y) SELÇUK KAYA (Y) ERHAN SÖNMEZ (D) ÇAĞATAY ŞAHAN

14.09.2008 19:15
SİVAS 4 EYLÜL
SİVASSPOR - BURSASPOR
(O) YUNUS YILDIRIM (Y) HAKAN ATİLLA GÖKBİLGİN (Y) SERKAN OK (D) MUSTAFA İLKER COŞKUN

14.09.2008 20:00
ANKARA 19 MAYIS
GENÇLERBİRLİĞİ- ESKİŞEHİRSPOR
(O) AYTEKİN DURMAZ (Y) MURAT ŞAHİN (Y) CEMAL BİNGÜL (D) MUSTAFA ÖĞRETMENOĞLU

KAMİL OCAK
GAZİANTEPSPOR - MKE ANKARAGÜCÜ
(O) CÜNEYT ÇAKIR (Y) BÜLENT GÖKÇÜ (Y) BAHATTİN DURAN (D) SÜLEYMAN ABAY

ATATÜRK OLİMPİYAT
BÜYÜKŞEHİR BLD.SPOR - ANKARASPOR A.Ş.
(O) FIRAT AYDINUS (Y) TARIK ONGUN (Y) GÖKHAN MEMİŞOĞLU (D) ABDULLAH YILMAZ

14.09.2008 21:45
HÜSEYİN AVNİ AKER
TRABZONSPOR A.Ş. - BEŞİKTAŞ A.Ş.
(O) HALİS ÖZKAHYA (Y) NİHAT MIZRAK (Y) ALPER ULUSOY (D) HAKAN ÖZKAN

Selçuk Yula İle Milli Maç

Şu futbol medyasını elime verseler en başında temizleyeceğim adamdır kendileri. Düşenceye fikre saygım sonsuz ama bu adam düşünmüyor ve bu ülkede malesef düşünemeyip yazabilen kuklalar var ve bu zatı şahanede bunlardan biri. Hemen herkesin tuttuğu bir takım vardır olmaması saçma olur ancak bunun mantığı Sinan Engin ile aynı paralelde: Tribün ve Camiaya Yalakalık !

Dün akşam malum maçı izlerken saolsun Fikret Engin ile Selçük Yula maça ayrı bir Hava (!) kattılar. Merak ediyorum insan hiç hazırlık yapmaz mı maçtan önce ? Yahu bu takımın en iyi oyuncusu kim nerelerde oynamış neler yapmış. Adam şöle bi bakmış geçen maça Sonck 2 gol atmış hee bu adam iyi topçu maç esnasında iki övelim. Maçta en çok güldüğüm olaylardan biride Avrupanın son yıllardaki belkide en iyi savunma oyuncularından biri olan Vincent Kompany' e tecrübesiz demeleriydi.

Hadi bunları geçtim malum işler yoğundu iftar sonrası vs. Maçın başlamasıyla Selçuk Yula bu Çağlar - Uğur Boral kıyaslaması yapmaya başladı ve maçıda öyle bitirdi. Ayrıca geçmiş yıllarda Emre Belözoğlu'na tahammül edemeyen Selçuk Yula dün akşam onun her hareketine alkış tutması ibretlikti. Keşke maçı Ömer Üründül yorumlasaydıda tüm maçı kollektif futbol mantığı eşliğinde izleseydik, hiç değilse düzmece olmazdı....

Düzeliriz


Dün akşam basketbol takımının maçını izledikten sonra pek bi çekilmez geldi futbol maçı. Ntvspor'un yorumcusu İhsan Bayülgen'ide sevmem esasında ama en azından Selçuk Yula kadar maçı sabote etmiyor ve hiç değilse basketboldan anlıyor.

Tekniğini taktiği bi kenara biz bu Belçika'yı hertürlü yenmemiz lazım ancak olmuyor işte rakibi küçümsemek gibi bir hava vardı bana göre. Maç ile ilgili en doğru tespiti ise Rıdvan yaptı ve teşhisi koydu: Aceleci oynadık. Arda'nın dışında da sahada maçı değiştirecek kişi ve çabalayan biraz Emre vardı hepsi o kadar. Zaten maçın yorumcusuna sinir olmaktan maça pek konsantre olmadığımdan daha da birşey diyemiyorum önümüzdeki maçlarda telefi ederiz yeterki sakatımız olmasın. Son birşey Kadıköyde milli maç olunca bizim Fatih hocaya birşeyler oluyor her an birine dalacakmış gibi geliyor, araştırmak lazım..

Çarşamba, Eylül 10, 2008

Olmaz Olsun Senin Gibi Arjantinli


Resmi Tıkla ve İzle...

Hıncal Uluç'un Kıymetini Bilmek

Türk futbolu Hıncal Uluç kıymetini öldükten sonra anlayacak buna eminim. Yoksa ortalığı karıştıracak, etrafa laf sokacak üstüne üstlük hayatın her alanından dem vurabilecek pek fazla kişi yok olanlarda onun kadar popüler değil. Geçen akşam 90 Dakika'ya bakıp dururken konu malum milli takıma ve Emre Belözoğlu'na geldi. Ve polemik sıkıntısı gündem darlığı çeken ülkeme ve spor medyama gene kıyağını geçti Hıncal Uluç. Aslında o an tahmin ettim Hıncal Uluç'un ağzı ile beyni arasına süzgeç koyamayacağını. Kişilik karakter adamlık vs. Haklılık payı varmı; şahsen parayı bazı değerlerden üstün tutan kişiler için çok da gereksiz cümleler kurdu Hıncal Uluç. Bu olayın sonu Hıncal ile bir süreliğine Galatasaray taraftarının arasını düzeltir,90 Dakika'ya rating sağlar, Haşmet Babaoğlu ile Mehmet Y.Yılmaz programa konuk sanatçı olarak durmaya devam edecekler....

Salı, Eylül 09, 2008

Rivaldo'yu Aldın Bari 10 Numarayı da Ver


İmza haberini ve fotoğrafını görmeden açıkçası inanmamıştım malum Özbekler bi ara Eto'o yuda aldıklarınıda söylemişlerdi ama ne olduysa Eto'o Barça'da kaldı. Özbekler büyük iş başardı Rivaldo'nun yaşı ne olursa olsun adı yeter yalnız neden 6 numara giymiş onu anlayamadım ?

Laudrup Spartak Moskova'da


Biz hala Skibbe'nin hoca olup olmadığını tartışa duralım transfer döneminin en popüler hocası Spartak Moskova'ya transfer oldu. Ne kadar para verdi acaba Ruslar bilemiyorum, Laudrup bizde olsaydı ne kadar başarılı olurdu onuda bilemiyorum ama bildiğim tek birşey var bu Skibbe hoca falan değil....

Ne Sanmıştın ?

"Türk liginde çok fazla gol atmak zor, çünkü İspanyol liginden çok farklı bir lig. Ama İspanya Milli Takımı'nda oynamaya devam etmek için Türkiye'ye, İspanya'daki gollerimi tekrarlamak hatta daha fazla gol atma heyecanıyla gittim."

Pazar, Eylül 07, 2008

Nazar Değmez İnşallah!

Gece geç saatlerde spor kanallarının birinde takılıp göbeğimi kaşıya kaşıya vakit öldürürken, bir yandan da ekranın altındaki haber bandında yer alan gecenin skorlarına göz atıyordum.. Bir ara Hollanda-Avustralya maçındaki skora gözüm takıldı. Misafir ekip kazanmıştı. Beklentilerin dışında çok fazla sonucun çıkmadığı gecede belki de en büyük sürprizi Romanya'yı 3-0 yenen Litvanya ile güçlü Hollanda karşısında 2-1 galip gelen Avustralya elde etmişti.

Avustralya deyince bir Galatasaraylı'nın aklına ilk kelen Kewell olur, ki benim de öyle oldu. İçimden Kewell'ın da sayı bulmuş olmasını diledim. Ve hatta bunu yapmış olduğuna da yürekten inandım. Hemen geçtim bilgisayarın başına, aradım, taradım.. Ve beni mutlu edecek olan neticeye ulaştım: Bizimki, Hollanda karşısında penaltıdan bir gol kaydetmişti.. Yaşasındı!

Sevincimin nedeni, tuttuğum takımdan bir futbolcunun kendi milli forması altında oynadığı karşılaşmada gol atmasından ibaret değildi elbette ki.. Daha ziyade, Galatasaray'daki performansı ile parmak ısırtan Kewell'ın, son zamanlarda yükselen form grafiğini aynen devam ettirmiş olmasıydı asıl neden.. Galatasaray'a transferiyle birlikte başlayan ve ardı arkası kesilmeyen sakatlık söylentilerine en güzel cevabı, sahada vermeye devam etmişti bizimki.

Kıvrak, hızlı ve kolay adam eksiltebilen bir tarzı olan yıldız oyuncunun bu başarısı, Galatasaray forması altında da güzel günlerin bizleri beklediğinin müjdecisi olacak gibi.. Yeter ki ona da nazar değmesin!

Dikenüstündeki Konfor

2010 Dünya Kupası grup eleme maçlarına Ermenistan galibiyetiyle iyi bir başlangıç yaptık. Her iki tarafın da sergilediği dostluk yanlısı tutum sayesinde maç, tahmin edilenin aksine yumuşak bir atmosferde geçti. Yetmiş kişilik resmi nitelikli kadroyla Erivan'a giden Cumhurbaşkanı Gül, tarihi yanlışların gölgesinde solan ilişkileri yeşertmek ve gelecek adına daha güzel, daha barışçıl ortamlarda bir araya gelebilmek adına iki ülke arasında kurulacak olan köprülerin de temelini atmış oldu. Bakalım bu atılan bu adımın değerini bilecek bir muhatap olabilecek mi Ermenistan!

Neyse.. Ben, işin politik ve tarihsel uzantısının, önceliğin futbola verilmesi gereken bir ortamda rol çalmasının oldukça yanlış olacağını düşündüğümden saha içiyle ilgili kısıma geçmek istiyorum..
Futbolun bir netice oyunu olduğunu düşünürsek, millilerin dün ortaya koyduğu oyunun seviyesinin ne denli düşük olduğuna fazla takılmamış oluruz. Milli takımımızdan seviye olarak en az 3-4 gömlek altta diyebileceğimiz, bize rakip bile olamayacak Malta, Bosna Hersek, Estonya, San Marino, Azerbaycan gibi bir çok takımla oynadığımız deplasman maçlarında ne kadar zorlandığımızı hatırlayacak olursak, Ermenistan karşısında alınan bu galibiyetin ne denli önemli olduğunu anlarız.

Elemelere galibiyetle başlamak güzel. Şu an grupta ilk maçlar sonunda averajla lider durumdayız. Ancak önümüzde içerde oynayacak olduğumuz Belçika maçı var. İlk maçlarını bizim gibi galibiyetle kapatan bir ekip olan Belçika'yı, yükselişe geçen ülke futboluna aldırmadan yenip 2'de 2 yapmalı ve Ekim ayındaki müsabakalar için avantaj sağlamalıyız. Dünya Kupasına (bildiğim kadarıyla) ikincilerin gidemeyeceğini göze alırsak evimizde oynayacağımız maçlardan rakip her kim olursa olsun, mutlak suretle kayıpsız ayrılmalıyız. Bu rakip İspanya olsa bile..

Alınan ilk üç puan için Millileri tebrik ediyor, Belçika maçında onlara başarılar diliyoruz.

Cuma, Eylül 05, 2008

Bi Garip Maç


Hazır Kafkasya karışmışken bu maçta tam üzerine geldi ortalık daha da bi kımıl kımıl oldu. Uefa'nın bu işte parmağı varmıdır bilemiyorum. Önce Yunanistan ile aynı gruba düştük yıllar sonra şimdi de Ermenistan ile. Hepimizin malumu adamlarla siyasal olarak aramız iyi değil işin garibi Türkiye'de yaşayan Ermenilerle ama adam gibi adam olanlarla bi problem yok... Neresinden bakılırsa bakılsın bu maça siyaset damgasını vurmuş durumda. Başka zaman olsa Fatih Hocanın çağırdığı kadro çoktan tenkit edilir söylenmedik kalmazdı. Şimdi ise Sayın Abdullah Gül'ün gitsin mi gitmesin mi tartışması var.


Açıkaçası maç önemli herşeyden önce spor olarak. Ayrıca Diasporacılara karşıda bir gol atsak fena olmaz. Belki esaslı bi galibiyet alırsak bir daha gelmeyelim diye doğu sınırımızı tanımak zorunda kalırlar....

Ramazan Kampanyası !


Ramazan geldi hatta bugün 4.günü bende işler yoğun Sonay'dan ses seda yok sanırım gün içerisinde açlık krizinde, akşamlarıda iftar sonrası göbeğini kaşımakla meşgul.... Neyse bu sırada transferin son günüde geçti. Artık futbol hayatımıza yeni bir Abramovic girdi ve paraları saçmaya başladı CSKA'lı Jo'nun transferi pek öle ses getirmesede son gün ki Robinho olayı baya bi yankı uyandırdı. Hazır Ramazan ayının başı kampanya fiyatı diye kazık yedi görünen o. Şimdi hedefi resimde görünenlermiş ara transfer dönemi baya eğlenceli geçecek gibi bakalım Şeyh'in paralarını kimler için çarçur edecek. Futbol artık amatör ruhtan çok para babalarının oyuncağına dönüşüyor, bir yanda tahta, çivi ve bozuk paradan oluşan argümanlar ile vakit geçirenler diğer yanda Play Station 3 ile oyalananlar. Ama futbolun en sevdiğim yönüde burası fakir ama gururlu genç zengin ve şımarık lavuğu dövme ihtimali. Ne de olsa serde Türklük var hep garibanların tarafını tutarız....

Salı, Eylül 02, 2008

Neco Real Sociedad'ta

İki arada kaldığım futbolculardan biridir Neco hala onu sevip sevmediğime karar verebilmiş değilim. Açıkçası oynadığı futbolun bir standardı olmadığından görüş açısındanda dengesizlik oluştu ama herne olursa olsun bu sezon başı hazırlık kampında olmalıydı. Neyse şimdi onu İspanya'da izliycez umarım başarılı olur ve Real Sociedad'ı tekrar La Liga'ya yükseltir....

Transferde Son Dakika Golleri !!!


ManU Berbatov'a sonunda kavuştu işler ManU kadrosu açısından biraz karışacak gibi görünsede Sir yapacağını bilir....




City






Pazartesi, Eylül 01, 2008

Futbol Zekası !



Benim için maçın özeti işte burası. Dakika 73 ve Galatasaray biraz silkinmiş Kayserispor'u baskı altına almış ve bir anda Mr.Skibbe bu duruma müdahale etme ihtiyacı hissediyor. Spiker Baros diyor vay be aldı riski sonunda diyorum ve kafamda kuruyorum kim çıkar ön liberolardan biri mi yoksa Aydın'ımı oyundan alıcak derken tabela kalkıyor ve fotoğraftaki mevzu oluşuyor. Ben artık Skibbe ile ilgili cümle kurmaktan sıkılmaya başladım. Bu kadar korkakça davranılır mı ? Rakibin tek forvet oynuyor hala çift ön libero ile orta sahada debeleniyorsun ? Birde maç sonunda çıkıp iyiydik şansızdık demezmisin. Adama sorarlar maç boyu ne yaptın hangi atraksiyonu gerçekleştirdin. Kewell ile Arda'nın yerini değiştirmek haricinde takıma verdiği bir taktik bu adamın soldan sağa sağdan sola. Bizde televizyon başında ve stadda kafamızı sağa sola sallıyoruz Skibbe: Senle Olmayacak Bu İş...

Ayarı Bozulmuş Gibi!


Teknik direktör diye takımın başına geçirilen Skibbe, geçen yıldan kalan güzelim sistemi yerle bir edip, yerine bir şey koyamadı henüz.. Takım resmen yap boz tahtasına döndü.. Ligler başlayalı daha iki hafta olduğundan eleştirmek için çok erken olduğu düşünülebilir, ama bu kararsızlık Şampiyonlar Ligi'ne mal oldu, unutulmamalı..

Bu kadar defansif bir kadro çıkartmaya gerek yok. Zaten Süper Lig'in en güçlü kadrosuna sahipsin. Bir de geçen seneden devraldığın başarısı ortada olan hazır bir sistem var. Senin de elinde senden önceki teknik direktörlerin sahip olmadığı bir kadro var.. Kullan bu nimeti işte!

Hoca iki önlibero diye tutturmuş gidiyor.. Nerden geldi, kim icat etti bilinmez, iki önlibero oynatmak moda oldu! İki önliberolu oyunda ısrar etmek ikili forvetten vazgeçmeyi gerektiriyor. Zaten takımın ayarını bozmuşsun, tek forvete mahkum etmişsin. Tek forveti de Meira ve Linderoth'un uzun toplarına.. Ancak takım tek forvet oynama alışkanlığına ve daha da önemlisi karakterine sahip değil ki. Oynattığın sistemde, tek forvet mevkisine uygun oyuncu yok elinde.. Hakan Şükür'ün olsa bir nebze mantıklı.. Dizersin arkasına 2-3 adamı, önüne alabildiği Hakan'ın olur, indirdiği arkasındakilerin.. Tek forvet rolündeki adam Ümit de olsa, Nonda da olsa, Baros da olsa bu oyun anlayışı varken rakip defansın içinde kaybolup gitmeye mahkum.

Elinde Baros gibi bir dünya yıldızın varsa onu Ümit'le değiştirmeyeceksin, Ümit'in yanına süreceksin. Öyle bir değişikik yapıyor ki Alman, akıllara zarar! Zannedersin forvet günüde değil.. Araya atılan top olur, karşı karşıya kalan pozisyonlar kaçar, kanatlardan sağlı sollu ortalar gelir. Takım bir çok gol pozisyonu bulur, Ümit de bunları cömertçe harcar. O zaman anlarım değişikliği.. Ama görmüyor musun olduğun yerden forvetin halini? İkileyeceğin yerde forveti, birbiriyle değiştiriyorsun. Dünya yıldızı olsun isterse, bu anlayış içinde o da tek başına bir işe yaramaz. Gelirken beraberinde getirdiği soru işaretleri de, sırf bu yanlış oyun anlayışı yüzünden akıllardan çıkmaz.

Bir de sen büyük takımsın.. İçerdeki maçlara ofansif kadro, dışardaki maçlara defansif kadro çıkaramazsın. Takımı önce savunmayı düşünerek kurmak hatasına düşersen ne büyük takımlığın kalır, ne de büyük teknik adamlığın! Çift forvetle çıkmalısın ki sahaya, gol yollarında çeşitliliğin olsun. Rakip takımdan çekinirmiş gibi defansif dizilmek de ne oluyor? Bırak rakip çekinsin senden. Orta sahada Ayhan ile Topal'dan biri fazla. Bana göre şu anki şablona göre fazla olan Ayhan. Kötü değil, sadece fazla.. Onun yerine forveti ikileyebilirsin işte. Sahip olduğu bu forvet bolluğunu Skibbe'nin iyi değerlendirmesi ve daha da geç olmadan çift forvetli sisteme dönüş yapması lazım. Zaten teknik direktör olarak oyuna hiç katkısı yok, bari verimli olacak bir tarzı benimsesin!

Oyunda özellikle iki haftadır göze çarpan önemli bir eksiklik var. O da rakibi az adamla yakaladığımız zaman ilerde çoğalamıyor olmamız. Hızlı hücuma kalkamıyor takım. Sebebi nedir bilemiyorum.. Bu da ama tek forvet tercihinden kaynaklanabilir. Şimdi demeyin sakın, başımıza taş yağsa ondan bileceksin diye..

Kanatları da yeterince kullanamadığımız göze çarptı bu iki haftada. Özellikle yokluğunda Sabri'nin yerini alan Linderoth'un orta çizgiyi geçmeyan bir defans anlayışı içinde olması hücum gücümüzü zayıflatıyor. Hakan Balta desen, o yine iyi, ara sıra görünüyor ilerde.. Ama beklerin hücuma yeteri kadar katıldığını söylemek mümkün değil Galatasaray'da.

Biraz da göze hoş gelen şeylerden bahsedelim.. Mesela Kewell.. Bu adam eski formunu yakaladığı zaman karşısındakini sürklase edeceğinin sinyallerini veriyor. İlki Süper Kupa maçıyla başlayan serisi, geçen hafta ligin ilk maçında da devam etmişti. Çok süratli ve kolaylıkla adam eksiltebiliyor. Vücunu da çok iyi kullanıyor ve de en önemlisi mücade gücü yüksek bir oyuncu. Yaptığı ortalar da yerine gitse tam olacak. Ve o zaman taraftarın sunduğu karşılıksız aşkta Lincoln'ün yerini alacak!

Bir parantez de Arda için açalım. En çok tuttuğum ve en çok güvendiğim oyuncumuz. Takımın "olmazsa olmaz"ı. Lincoln'ün yokluğunda yine oyunu Kewell'la birlikte kuran isim oldu. Çok çalıştı, çok mücadele etti. Ama Kayseri defansının etkili savunmasından top geçiremedi. Bana kalırsa Lincoln'ün yerine klasik 4-4-2'de forvet arkasında da sahaya çıkılıbilir.. Zaten bu takımın Lincoln'süz de oynayabildiğini geçen seneden biliyoruz. En azından her maçı 11 kişiyle oynamış oluruz!

De Sanctis için de iki satır bir şeyler demezsek ayıp etmiş oluruz. Maçın en tehlikeli ve tek pozisyonunda, kalenin bir ucundan koşarak gelip Aghahowa'nın kale ağzındaki o vuruşunu nasıl çıkardı anlamadık ama, baskı altındayken taca attığı toplar dışında güven verdiğini rahatlıla söyleyebiliriz.. Çıkışları yerinde göründü, kornerlerde de önemli müdahaleler yaptı.

Bu De Sanctis'i gördükten sonra "Bükreş maçında neden yoktu" sorusu, maçı izleyen her Galatasaraylı gibi benim de aklıma geldi..

Nasıl gelmesin.. Cevap milyonlarca euroya mal olunca..