Perşembe, Ekim 30, 2008

Yine Istırap!

Bu sene Galatasaray dış saha maçlarında hiç tat vermiyor. Eldeki malzeme, evde oynadığımız maçlardakiyle aynı.. Ama dış sahada bir türlü içerdeki istikrarı yakalayamadık.. Bir taraftar olarak kaybolup giden puanlarımıza yanıyorum. Neyse ki bunlar Türkiye Kupası maçları olduğundan telafi şansı var. Lakin ligde daha dikkatli olmamız gerek diye düşünüyorum.
Fortis Türkiye Kupası'ndaki ilk maçımızda ligin formda ekiplerinden Ankaraspor'la deplasmanda karşılaştık. Maçın ilk dakikalarında Ümit Karan'la 1-0 öne geçtik. İlk yarının son anlarında attığımızın aynısını De Nigris'ten yedik, 1-1.. İkinci yarıda evsahibi ekibin daha fazla pozisyonu oldu, hatta bir topu da direkten döndü. Ancak iki taraf da gol için gereken üretkenliği sergilemekten uzak kalınca maç 1-1 berabere bitti. Ne oyun, ne de oyuncular seyredenlere zevk vermedi.

Efsanenin Dönüşü


Biraz geç bi başlangıç sanırım. Daha önceleri bir takım çalıştırdığını hatırlamıyorum Maradona'nın zaten vaktide yoktu muhtemelen böyle birşeye. Doktorların tavsiyesidir belkide sağlıklı bir yaşam için spor şart tabi. İşin görsel kısmı bence gayet eğlenceli olacak gibi zira Boca maçlarında tribünde yaptıklarını şöyle bi gözümün önü getiriyorumda Yılmaz Vural'a rakip olur mu diye düşünmenden edemiyorum...

Vaziyet Karışık



Olimpiyakos maçından sonra ne yalan söyleyeyim ben bile havaya girdim. Aslında bu sezon takımda bi karakter karmaşası var. Ali Sami Yen'de başka deplasmanda başka bi takım izliyoruz. Rotasyon konusunda bi yerde teknik heyete hak veriyorum ancak Eskişehir maçı buna bahane olamaz. Es Es 2. golü atınca bizim maçı kaybettiğimiz itirazların uzamasından belli olmuştu. İşte burada takım içindeki disiplinsizlik öne çıkıyor. Sen Galatasaraysın ve karşında senden güçlü bir takım yok gidersin yaparsın santranı saldırırsın geriyede düşsen formanın hakkını verirsin bizde kalkar adam gibi alkışlarız her maçı kazanıcaz diye birşey zaten yok.

Sanırım yönetim Fenerbahçe maçını bekliyor. Ancak o bile çok saçma bence gönderilmesi için yeteri kadar sebep var Skibbe'nin illa Kadıköy'de yenilmemiz mi lazım? Ben bile Fenerbahçe maçı için karmaşık duygular içindeyim. Maçı tabiki kazanmamızı istiyorum ama Skibbe ile bu iş nereye kadar gider bu sorunun cevabını bulamıyorum. Bu takım 9 yılın üzerine Kadıköy'de kazanırsa ki bu kadro ile süpriz olmaz Skibbe'yi göndermek daha da zorlaşır bekleyip görücez ancak durum hala iç açıcı değil....

Çarşamba, Ekim 29, 2008

Hoşgeldin Blogum......



Malum blog yasaklı olunca birçok şey hafada kaldı ama hafızalardan silinmedi. Galatasaray'ın Eskişehir malubiyeti, Ahmet Çakar'ın Arda'ya köpek ithamı, Fenerbahçe'nin top oynamadan aldığı 5-2 galibiyet ve son olarakta Arjantin'in antrenörlüğüne Maradona'nın getirilmesi. Bir ara bunlarla ilgili beynimden alıntılar yapıcam. Ancak şu süre zarfında şunu anladım Blog olayı güzel bi hobi allah bir daha yokluğunu göstermesin......

Cuma, Ekim 24, 2008

Saatlerimizi Ayarlayalım !!!



9 Kasım 2008 Pazar
Saat : 19:00
Şükrü Saraçoğlu Stadyumu

Birlik-Beraberlik..

Gruptaki diğer maçta Herta Berlin, evinde ağırladığı Benfica'yla 1-1 berabere kalarak puanları paylaştı ve adeta ekmeğimize yağ sürmüş oldu. Maçın 51. dakikasında Angel Di Maria, Benfica'yı deplasmanda 1-0 öne geçirdi. Ardından 74′te Marko Pantelic durumu 1-1'e taşıyan golü kaydetti.

Bu sonuçla birlikte 3 puanlı Galatasaray B Grubu'nda liderliğe yükselirken, birer puana sahip takımlardan Benfica ikinci, Herta Berlin de üçüncü sırada yer aldı.

19 Değil "10" Numara!

Aslında maç içinde futbola olan katkısından daha ziyade takımı sürüklemesi, takım arkadaşlarını sürekli uyanık tutması ve gerektiğinde insiyatif alarak takımı sonuca götürmesiyle adeta bir "10 numara" futbolcusu olduğunu haykırıyor Kewell.. Hem de her haliyle.. Onun gibi ve onun kadar profesyonel olup da, aynı zamanda altyapıdan yetişen bir "taraftar futbolcu" kadar takımını benimsemiş görüntüsü veren bir oyuncunuz varsa, problem yok demektir!

Böylesi bir yıldızı bu takıma kazandıran yönetime sonsuz teşekkürler!

Tebrikler Galatasaray'a..

Uefa maceramıza Olymiakos karşısında aldığımız 1-0'lık güzel bir galibiyetle başladık. Daha farklı olabilir miydi dersek, evet.. Forvetlerimiz biraz daha becerikli, dikkatli ya da şanslı olsalardı kuşkusuz olabilirdi.. Ama hep söylemez miyiz "1-0 olsun, bizim olsun" diye.. Elbette 3-0 daha sempatik bir skor olurdu ancak on tane de atsak alacak olduğumuz yine 3 puan. O yüzden skor ne olursa olsun evimizde oynadığımız maçtan galibiyetle ayrılmak güzel. Avantaj yakalamak için kazanmamız gerekiyordu ve biz de istediğimizi alarak seneler sonra bir grupta ilk sıraya yerleştik..

Ayrıca takımın ihtiyacı olduğu morali ve özgüveni kazanmak açısından da ihtiyacımız vardı. Avrupa kulvarındaki geçen başarısız yılların üzerimize örttüğü ölü toprağını atmamız lâzımdı bir şekilde. Bu galibiyetle bunu giderdiğimize inanıyorum. Trabzonspor maçıyla başlayan süreçte biraz daha uyumlu görünen bu kadronun önü açık görünüyor. Çünkü kadro zaten iyi, eksiklerle oynamaya da alıştık! Yeter ki bu şekilde iyi yönetilsin. Şimdi şimdi başladı gibi görünüyor bu süreç. İlerleyen zamanlarda kenar yönetiminin bu performansı daha da arttırması takımın alacağı galibiyetler serisinin temelini oluşturacaktır. Bir de yakaladığımız gol şanslarını gole çevirebilme oranımızı da yükseltebilirsek işimiz daha rahat olur.

Bu arada, umarım Kadıköy'deki finale ithafen atılacak olan gazete manşetlerinin gazına gelip kendimizden geçme zaafiyetine düşmeyiz! Aksi taktirde yaşayacak olduğumuz zafer sarhoşluğunun faturası ağır olabilir. O yüzden "aman dikkat" diyorum!

Tebrikler Galatasaray..

Perşembe, Ekim 23, 2008

Umuda Yolculuk


Hedef kondu bir defa Kadıköy'de final olarak ama işin ayağını öyle olmadığı gün gibi ortada. Aklı başından pek çok Galatasaray taraftarıda işin bilincinde esasında. Son Trabzon maçındaki oyun önümüzdeki maç açısından umut versede hala taşlar yerine oturmuşa benzemiyor. Teknik kadroda kimin olduğu bile belli değil. Davala ile Boekamp'ı yollayım Skibbe'nin üzerine kuma getirir gibi birde Kalli geldi danışman olarak. Skibbe bana yardımcı olacak diyor ama o mu Kalli'ye yardımcı olacak Kalli mi ona orası muamma. Kim işine karıştırmak isterki aynı vasıflarda kendinden yaşça büyük ve tecrübeli birini. Olimpiyakos'un eksik gelmesi şans gibi duruyor takip ettiğimiz kadarıylada son maçlarda da toparlamışlar. Vel hasıl maç zor gibi umarım Florya'dan Kadıköy'e giderken İstanbul trafiğine takılmayız zira artık geçmişle avunmak sıkmaya başladı artık yeni zaferlerin zamanı geldi....

İmam Ossurursa Cemaat Ne Yapar ?

Dün dikkat etmemiştim Fanatik gazetesinin manşetten verdiği habere az evvel takip ettiğim bloglardan birinde rastladım. Söylenecek fazla birşey yok. Bu ülkede fanatizmin holiganizmin önüne geçmek için onca çaba sarfedile dursun, basının olaylara bu şekilde yaklaşmısı tam anlamıyla abesle iştigal. Benim yurdum insanı duygusal ben dahil çabuk gaza gelir sinirlenir iyi veya kötü herşeyin fazlasını yaşar hakettiğinden fazlasını veririz. Şimdi İmam Ossurursa Cemaat ne yapar sorusu akla geliyor siz böyle yaparsanız okurlar ne yapsın. Tek kelime ile TERBİYESİZLİK daha ötesi olamaz....

Çarşamba, Ekim 22, 2008

Çoluk Çocuk İşi : FB 2-5 ARS



Ertem Şener'in maç anlatmasını severim en azından dersine çalışıyor maça ayrı bi heyecan katıyor velhasıl maçı güzel anlatıyor zevk veriyor. Dün akşamda baya hevesliydi formdaydı ancak Fenerbahçe yada daha doğrusu Aragones onun kadar hazırlanmamış maça. Beşiktaş'lı dayımın 8 8 nidaları arasında skor 0-2 olunca açıkçası dilekler kabul olacak gibi geldi. Bi yandan da Ahmet Hocayı düşündüm yinede o suçu Aragones'e atar sıyrıl işin içinden. Peki ya Aragones ne yapacak ?



Açıkçası pişkinliğin bu kadarına pes doğrusu demekten kendimi alamıyorum. Adam haftalardır çalışmamız lazım şunu yapmamız lazım bunu yapmamız lazım diyor ama bir arpa boyu yol katedilmiyor. Türkiye Liginde derbiler hariç çift forvet çıktığın her maçı kazanman % 80 garanti beceriksizsen yada rakip defans ve kaleciler ballıysa belki berabere biter forvetler ballı ise nadiren yenilirsin bu bi gerçek. Aragones daha bu hafta farkına vardı ve zorda olsa yendiler Kocaelispor'u.



Ama aynı mantıkla Arsenal'i de yenmeye kalkarsan çoluk çocuk denilen adamlardan 5 tane yersin. Bu arada söylemesem içimde kalır, Hacettepe maçından sonra Can Arat'ı asanlar Edu içinde cellat olabilecekler mi merak ediyorum ?

Sonuç bu Fener adam olurmu Aragonesten sonra belki.....

Salı, Ekim 21, 2008

Fenerbahçe - Arsenal Maçı ve Ahmet Çakar


Ahmet Hoca gene bombayı patlattı. Birçok kişinin Arsenal çok gol atmadan kazansın başka birşey istemiyorum dediği bir ortamda Fenerbahçe maçı kazanacak dedi. Belki geçen seneki bikini mevzunu unutturmak amacıyla Fenerbahçelilerin gönlünü almakta istemiş olabilir bu bilinmez ancak ben bu demeci görünce açıkçası içime bi kurt düşmedi değil. Malum Ahmet Hocanın geçmiş maçlardaki yorumları akıllarda çok uzak değil Estonya maçı daha geçen haftaydı. Akşam iddaa yapıcam Ahmet Hocayı dinlesem mi ne yapsam :)))

Formanın Hakkını Vermek


O her zaman gereğini yaptı yapıyorda. Haftalar sonra görev aldı yine sırıtmadı işini yaptı. Çok mu iyiydi orası tartışılır ancak o herzaman sırtındaki formanın hakkını verdi. Değerini bilmeliyiz Emre'nin o bunu fazlasıyla hakediyor...

Pazartesi, Ekim 20, 2008

Bu Kez Oldu Gibi...

Bu sefer takım fena değildi. İlk 15 dk karşımızda bu haftaki Beşiktaş olsaydı 3-0 geride olabilirdik belki ama 75 dk fena değildik. Bu takım hertürlü gol atar ondan şüpemiz yokta. Arka taraf hala soru işareti. Bu maç De Sanctis kaleyi mi okuttu yoksa Trabzonlular mı çok beceriksizdir orası muamma belki ama yinede bu sezon ilk defa defansımızdan biraz olsun emin olarak maçı izledim.



Skibbe geldiğinden beri belkide en akıllı taktiği ve kadroyu sahaya sürdü. Açıkçası kadroya Cevat ve Burak hocanın eli değmiş gibi geldi ama yinede Çoban bu sefer övülesi birşey yaptı. Bu arada bu kadar övgünün yanında ilk yarıda bulduğumuz şans dolu 2 gol olmasa ve oyunu riske etseydik maç nasıl olurdu onuda düşünmek lazım. Top herzaman bu kadar sevmeyebilir.....

Pazar, Ekim 19, 2008

Gelenek bozulur mu?

Uzun zamandır ilk defa bir Trabzonspor maçı öncesinde bünyeme biraz endişe hakim.. Buna daha önce, galibiyetten emin olmama rağmen ASY'de yenildiğimiz "maç önceleri" de dahil.. Aslında Galatasaray açısından Trabzonspor maçları genelde iyi biter (son beş senede 6 galibiyet, 1 beraberlik), o yüzden haybeye kaygılanmaya gerek yok diye düşünülebilir. Ama endişemi haklı gösterecek bir çok neden olduğu kanısındayım yine de ben..

Bunların ilki Galatasaray'ın başındaki Alman teknik adam Skibbe ile ilgili.. Geldiğinden beri biraz zaman tanınması gerektiğini düşünmüş, blog ortağım gibi "gönderilsin"cilere karşı sabır telkininde bulunmuştum. Ancak bizimki gerek sistem-diziliş, gerek oyun okuma konusunda gösterdiği zaafiyet, gerekse oyuna olan "hiç ya da geç" müdahaleleriyle olsun bir teknik adamdan beklenen görüntüyü bir türlü oluşturamadı. Buna saha içi performansları çok düşük seviyede seyreden Lincoln gibi "sözde yıldız" oyunculara bütün bir maç boyu sabır göstermesini ve kenar yönetimi konusundaki otorite zayıflığını da ekleyebiliriz..

Kayseri deplasmanında yaşadığımız ilk puan kaybından, Bursaspor yenilgisine kadarki geçen sürede, içerde ve dışarda hep kolay rakiplerle karşılaşmak bir nevi şanstı Skibbe için. Zayıf rakiplerle yapılan bu maçlarda alınan bol gollü galibiyetler, onun bu saydığımız eksik yanlarını örten bir örtü oldu sadece. Ancak şimdi rakip, Galatasaray'ın sahip olduğu kadro derinliğine sahip olmamasına rağmen, sahada çok iyi mücadele ederek maçlarını (biri hariç) galibiyetle kapatan ve ligin lideri konumundaki Trabzonspor.

Ersun Yanal'la geçen sezonun ortalarından başlayan yeniden yapılanma süreci bu sezon başında yapılan 23 yeni futbolcu transferiyle desteklendi ve ortaya hiç kimsenin beklemediği bir performans gösteren Trabzonspor çıktı. 6 maçta sadece Beşiktaş derbisinde puan kaybeden Karadeniz ekibinin bu başarısını "klasik Yanal" performansı şeklinde değerlendirenler de var. Yani, ligin ilk bir kaç haftasını forse edip, ondan sonra düşüşe geçen bir takım modeli! Bunu böyle olup olmayacağını görmek için ileriki haftaları bekleyeceğiz. Ama bu maçta beni endişeye sevk eden bir diğer konu da Ersun Yanal'ın ta kendisi zaten..

Ersun Hoca'yı bir Galatasaraylı olarak pek sevmem ancak bu; iyi oyun okuma, iyi takım kurma ve oyuna müdahale etme konusundaki başarısını beğenmemize mani değil. Sonuçta futbolseveriz!

G.Saray'ın iç sahada oynadığı maçların ikinci yarılarında gösterdiği başarılı oyunu Trabzonspor karşısında da tekrarlaması ve hatta bunu doksan dakikanın geneline yayması en büyük hayalim. Gelgelelim Yanal, bir Skibbe gibi değil maalesef.. Yanal, gerekli tedbirleri alır, takımın ikinci yarılarda gösterdiği baskılı futbolu bozacak bir oyun anlayışını benimserse, bu maçtan çok gerekli üç puanı çıkartmak mümkün olmayabilir. O zaman Skibbe'nin de uçak biletini direkt Başkan Polat verir ve "Galatasaray'da lig ortası hoca değiştirilmez" geleneği bozulur.

"Kaçak" is back!

Modemde yaşadığım ve sebebinin ne olduğu hâlâ belli olmayan problem yüzünden yaklaşık bir aydır servis yapamadığım blogumuza, bilgisayarımın internete giriş yapabilme yeteneğini tekrar hatırlaması üzerine hemen bir göz atayım dedim! Erişime kapalı olduğumuz zamanlarda blogu yalnız bırakmayıp güncel haberlerle donatan Sevgili Emre'nin "kaçak" şeklinde tezahür eden sitemlerine maruz kalmış biri olarak, bu sayfayı takip eden ben diyeyim onbinleri, siz diyin yüzbinleri :) hem spor gündemindeki olaylar, hem de özel hayatımızdaki koşuşturmacalar sebebiyle yoğun geçen bu bir aylık periyotta yorumlarımdan mahrum bırakmış olmanın üzüntüsünü ben de yaşadım :P Ama bundan böyle yine beraberiz artık ;)

Cumartesi, Ekim 18, 2008

99 Karan




Onca sakatımız var ama hiç biri beni Ümit kadar üzmedi. Baros'un gelişinde bile onu kaybedermiyiz diye düşünmedim değil. Başına başka bir sakatlık gelmez ise artık döndü. Açıkçası Baros ile en az Nonda kadar iyi bir ikili olabilirler ama takımı ben kursaydım önce onu yazardım sonra yanına Baros yada Nonda'yı koyardım....

Cuma, Ekim 17, 2008

İzlenesi Maçlar


18 Kasım Cumartesi

16.00 Bursaspor - Eskişehirspor (Lig Tv)

21.00 A. Madrid - R. Madrid (Ntv Spor)


19 Kasım Pazar

16.00 Milan - Sampdoria (Ntv Spor)

19.00 Galatasaray - Trabzonspor (Lig Tv)

21.20 River Plate - Boca Juniors (Ntv Spor)

21.30 Roma - İnter (Ntv)

Cumartesi, Ekim 11, 2008

Zorunlu Açıklama-Gökmen Özdemir

Gökmen abi güzel bi yazı kaleme almış okumaya değer...



Zorunlu açıklama!

Gökmen Özdemir
Vatan Gazetesi


FATİH Terim G.Saray’a gelmeli mi? G.Saray’ın Terim’i istemesi doğru mu? Tahmin ediyorum spor kamuoyunda herkes bu soruların cevabını arıyor. Ama önce tartışılması gereken başka bir olay var. O da G.Saray’ın Terim’e yaptığı teklifi dün ‘Zorunlu açıklama’ başlığıyla yayınladığı bir deklarasyonla yalanlaması... Oysa ki doğruyu yapıyorlardı... Skibbe’nin G.Saray’ı ileriye götüremeyeceğini anlamışlardı. Bence doğru adrese de gitmişlerdi... TAKIMIN yapısı, ihtiyaçları düşünüldüğünde G.Saray’ın ‘bu kadrosunu’, altını çizerek bir kez daha yazayım ‘bu kadrosunu’, Fatih Terim Avrupa’da kafaya oynayabilecek bir takım haline getirebilirdi. Ama görünen o ki G.Saray erken pes etti. Savaşmadan, istediğinin ardından koşmadan, titreyerek geri adım attı. En büyük yanlışı Terim’e teklif yaparak değil, teklifi yalanlayarak yaptılar... Terim’i de kırdılar. Haa... Bir de şu ‘maksatlı haber’ satırarası var açıklamanın içerisinde... Sanki biz reklam ajanslarının kreatif ekibindeniz de oturduğumuz yerden haber yazıyoruz... Sanki tek amacımız G.Saray’ı yıpratmak. İşlerini bozmak... O zaman ben de kalkıp “Siz G.Saray’ı yıpratmak için Skibbe’yi getirdiniz. Carrusca’yı aldınız. Forvet transferinde geciktiniz” diyebilirim...‘TERİM’E teklif’ haberini, teklifi yapanlara sorsanız “Zor durumda kaldık, onun için haberi yalanladık” diyecekler. (Sordum da biliyorum.) Ben de o zaman şunu soruyorum: “Şu anda içinde bulunduğunuz durum daha mı parlak? Skibbe G.Saray’ı zaferden zafere mi koşturacak?” Bir de şu var Terim niye haberi yalanlamıyor? Dün G.Saray’dan habere yalanlama gelince müdürümüz İbrahim Seten ile derin bir tartışmaya girdik. Beni uyardı ve şöyle dedi: “Gökmen’ciğim! Ben Aziz Yıldırım’ın medyayla arasındaki iletişimsizliğe anlam veremiyordum.. Ama Adnan Polat ve yönetimi ondan daha tehlikeli.. Yıldırım’ın en azından tavrı net.. Bunlar melek yüzlü.. Hem yapıyorlar, hem yalan söylüyorlar...” TERİM’İN ‘TAKIMI’ OLUR!TERİM tercihine gelirsek... G.Saray’ın genç yöneticileri huzursuz. Hem Skibbe’den hem de futbol şubesinin yönetim tarzından hoşnut değiller. Ki bence de haklılar. Pahalı ve kaliteli futbolcular aldılar. Türkiye’nin en iyi yerli oyuncuları kadrolarında. Ama dar bir vizyon çerçevesinde Skibbe’ye mahkumlar... Şu anda gidip yabancı bir hoca getiremeyeceklerine göre, çok spekülatif de olsa Fatih Terim, G.Saray için doğru tercihtir. G.Saray’ı tanıyor. İstediği gibi hem genç hem de kaliteli bir kadro var. Yetiştirip, yoğurabileceği futbolcular, anlaşabileceği ve en önemlisi çalışabileceği yöneticilerle Terim gerçek bir silah haline gelebilir. HER ne kadar Türkiye’de ‘Terim’e karşı’ bir grup olsa da G.Saray onun evi... Karşılıklı dayanışma da çok önemli. Terim’in G.Saray’a, G.Saray’ın Terim’e gibi bir limana ihtiyacı var. Bu bakımdan bence teklif değil, teklifin zamanlaması yanlış. G.Saray Terim’in kapısını EURO 2008 sonrası çalmalıydı. Yaptığınız transferler bir yana, yönetimin vizyonunu gösteren hoca tercihidir... BU arada... Terim’in G.Saray’a Canaydın’la birlikte 2. gelişi nasıl büyük bir hataysa ve büyük bir zamanlama yanlışıysa, şimdi gelmesi de o kadar doğru... Herşeyi bir kenara bırakıyorum... Terim G.Saray’a gelmese bile, kulübün Skibbe’ye karşı bir refleksinin olduğunu görmek sevindirici... En azından yanlış yaptıklarını anladıklarını hissediyorum... G.Saray Terim’in peşini bırakmamalı. Bu federasyonla bir çatışmaya gitse bile G.Saray yönetimi bu kez doğruyu bulduğu yoldan şaşmamalı... Son not... Siz gerçekten Terim’in federasyonda mutlu olduğunu mu düşünüyorsunuz? Ya da federasyonun Terim’le uzun vadeli çalışabileceğini mi sanıyorsunuz?

Milli Maç Haftası



Zaten büyük turnuvalara olmadığı sürece giremediğiniz milli maç havasına bu seferde takımlarımızın antrenör sorunları yüzünden yine konsantre olamadık. Gündem o kadar dolu ki milli maçın olduğundan bile bi haber çoğu kesim. Kulüplerimiz durup bu haftayı beklediler sanırım. Bosna Hersek ile oynayacağımız maçın aslında önemini belirtmek abes dün Mehmet Demirkol'da buna değinmişti maç sonucu kötü olduğunda medya ya yüklenileceğini belirtmiş. Haksızda sayılmaz bu sefer kulüpler gerçekten milli takımın önüne geçti. Maçlar sonuçlanınca gündem nasıl olacak merak ediyorum. Sanırım İmparatorda merak ediyor....



Milli Maç Var Ama...

Cuma, Ekim 10, 2008

Bu Nasıl İş ?


Bu milli maç arası transfer dönemi kadar hareketli burası kesin. Beşiktaş'ın hali ortada Aragones'te gidecek ama erkekliğe bok sürdürmemek için kalıyor. Bizim yönetimde aşka geldi ama bana göre taktiksel hata var. Madem kardeşim sen teknik kadroda operasyona gidiyorsun yap o zaman adam gibi hepsini yolla. Ümit Davala'yı yollarsın anlarım, hepsini yollarsın gene anlarım ama Boekamp ile Davala'yı yollamanın mantığını anlayamıyorum. Boekamp'ı zaten Skibbe kendi getirmedi mi? Şimdi bir sürü senaryo çıkacak o gelecek bu gelecek takım zaten rayına oturmamış birde bu spekülasyonlar. Yönetimi anlamak gerçekten zor. Bu resmen Skibbe'ye istifa et demekten başka birşey değil. Yaşayıp görücez umarım bi bildikleri vardır yoksa Şampiyonlar Liginden sonra ligde Uefa kupasıda zora girecek ve yapılan tüm yatırımlar koca bir borç olarak önümüze gelecek. Allah sonumuzu hayır etsin....

103. Yıl


103. Yaşın Kutlu Olsun Galatasarayım....

103.Yıl



103. Yaşın Kutlu Olsun Galatasarayım

Perşembe, Ekim 09, 2008

Güle Güle Sinan !


Kimisi ayrıldı kimisi kovuldu diyor ama gerçek olan tekşey Beşiktaş'ın ve Türk Futbolunun kurtulduğu. Vatana millete hayırlı olsun !

Sinan'ı Takip Eden Varmı ?


Almanya'ya gidişi bana biraz garip gelmişti. Bi bakıma desteklediğim bi durum ülkede 3 büyüklerin dışında oynayan pek çok yetenekli oyuncu var. Açıkaçası Sinan'ın orada tutunabileceği konusunda hala şüphelerim var ancak geçen hafta 1 gol 2 asist ile Bayern deplasmanında Bochum'un kurtarcısı oldu. Tamam Bayern şuan şamaroğlanı kıvamında Klinsman gitti gidecek ama yinede Bayern'e 2 gol atmak şekil olarak harika. Benim merak ettiğim konu ise Milli takım. Sinan şuan 6 maçta 3 gol attı. Milli takımda forvet sıkıntısı yaşadığımız şu günlerde acaba Fatih Hoca onuda takip ediyormu ben en çok bunu merak ediyorum ?

Lig Tv Antrenör Pazarlama A.Ş


Lig Tv bizim antrenörlerin iş bulma kurumu gibi vesselam. Maşallah kim yorumcu olsa max. 7-8 haftada bi tane takıma gidiyor. Şansal Büyüka bu transferlerde komisyon mu alıyor diye aklımdan geçmiyor değil. Mustafa Hocamın zaten yıllardır içinde Beşiktaş sevgisi vardı ama ne yalan söyleyeyim profesyönelliğine hayranım en azından bazıları gibi doğduğumda fenerliydim pipim sarı kırmızıydı ama kanım siyah beyazdı gibi safsatalara girmedi hiç bi zaman. Uzun zamandır müstakbel kızı Selin ablamızda medyada yer almıyordu yakında onuda Televolelerde görürüz.


İşe Beşiktaş tarafından bakarsak mantıklı bi transfer en azından ligi oyuncuları tanıyan biri ama Sinan Engin ve Yıldırım Demirören gitmedikçe Beşiktaş gün yüzü göremez...

Çarşamba, Ekim 08, 2008

Araplardan Yattara'ya Şık Bir Çalım.....



Afrikalıların genelinde mi vardır bu bilinmez ama parayı duyunca nevirleri dönüyor. Yattara bu sefer sağlam çalım yedi araplardan 2 hafta önce rest çektiği Trabzona seve seve geri dönüyor. Sadri Başkan topu Ersun Hocaya atmış da o nederse olur diyor. Şimdi oyanatsan bi dert oynatmasan. Yattara araplardan şık bir çalım yedi belki ama golü Trabzon yiyecek gibi....

45'lik Ballotta Geri Dönüyor


Bizde olsa 40 tane laf edilir Hakan Şükür'ün başına gelenler hala hafızalarda. Bu ramazanda nedense kimsenin aklına Ramazan bahaneside gelmedi acaba Hakan yok diyemi ? Ballotta kendimi iyi hissediyorum devre arasında bi kulüple anlaşmak istiyorum demiş büyük ihtimalde bulacaktır ve benim yaşımdaki veletler babaları hatta biraz abartalım dedeleri yaşındaki adama tezahürat hatta küfür edecekler açıkçası bu yanından düşününce biraz garip ama eğer kişi kendini iyi hissediyorsa güveniyorsa oynamalı elalem ne derse desin.



Bu arada seni çok özledim be Kral....

Dün malum Ertuğrul hoca istifa ederken bazıları Sinan Engin'den de böyle bi davranış bekliyorlardı. Açıkçası bu adamlara layık davranışı Sinan Engin'den beklemek abes ile iştigal olurdu. Onun durumla ilgili değerlendirmeside güzeldi " Başkanla geldim Başkan ile giderim." Sanırım o gittiğiniz gün Beşiktaş'ın yeniden kuruluş günü olacak. 105 yıllık camianın kanını emdiniz yazıklar olsun....

Beşiktaş'lı Duruşu


"Ancak benden önceki ve bana yapılanların benden sonra gelecek antrenörlere yapılmasını istemiyorum. İşe başladığım bugüne kadar taraftarlarımız, ben sahaya çıktığım anda beni çok güzel onurlandırıyorlardı. 'Adam gibi adam Ertuğrul Sağlam' dediler, ben görevime adam gibi başladım, adam gibi devam ettirip, adam gibi bitiriyorum."


Ertuğrul Sağlam

Salı, Ekim 07, 2008

Kadıköy Yollarında


Tarih 1999 yılı olsa şu grup için rahat konuşabilirdim malesef 9 yıldır ileri değil hep geri gittik. Diğer gruplara bakınca fena değil gibi. Şu saatlerde istifasını vermiş olan Ertuğrul hocanın belalısı Metalist'te bizim grupta. Benfica ve Metalist ile Ali Sami Yen'de oynarsak bence şansımız var. Olympiacos ise bence soru işareti malum işin içine Türk-Yunan ilişkisi girince herşey olabilir. Favori bakıldığında Benfica gibi duruyor bu sezon Aimar - Reyes - David Suazo gibi harika transferler yaptılar. Bakalım Skibbe'nin şapkasından ne çıkacak. Açıkçası bu gruptan çıksakta çıkmasakta şaşırmam ama hedef Kadıköy de final olduğundan inanmak istiyorum....

Son Şans


Takımdaki oyuncu kalitesi arttıkça bazı eski oyuncular gözümüze dahada batmaya başladı. Sabri malesef şu takıma girdi gireli bir arpa boyu yol katedemedi hatta geri bile gitti. Sabri'nin antrenörü ben olsam 7/24 orta çalıştırırdım. Tamam bizde Sabri'yi hor kullandık yalan yok oda malum taraftar futbolcu örneklerinin sonuncusu olduğundan hala bu formayı terletiyor. Fakat artık oda yetmemeye başladı. Bana göre bu sezon son şansını kullanıyor öyle görünüyor ki oda değişimin kurbanı olacak haketmiyorda değil....

Pazartesi, Ekim 06, 2008

Azizin Paraları...


Güzel bi besteydi Çarşı ve uA için bir süredir Fenerbahçe'nin başarılı sonuçlarından ötürü pek söylenmez oldu. Ancak tarih tekerrürden ibaret Fenerbahçe tekrar eski günlerine dönüş sinyalinde. Ama bu sefer bi değişiklik var Fenerbahçe taraftarı akıllandı artık sorunun kaynağını daha iyi biliyorlar. Bay çok bilen sezon öncesi üfürüyordu Aurelio kıymete bindi, futboldan iyi anlarım. Gördük dün gece. Evet Fenerbahçe eksikti Semih-Alex-Dievid vs. önemli adamlar yoktu ama bunların hiç biri 1-4 ün mazereti olamaz bence. Araganes hala arıyor. Maçtan sonra istifa söz konusu değil dedi. Allah razı olsun bencede etmesin. Sözleşmesine göre Kasım ayından önce kovulursa tazminat söz konusu değil deniyor Kasıma kadar Aziz kovdu kovdu kovmadı ikinci Del Bosque vakası hayırlı olsun. Aziz Yıldırım'a gelince ona nasılsa bişey olmaz bu divan kurulu nasılsa tekrar seçer onu olan gözü yeni yeni açılmaya başlayan taraftara olur....

Gerçeklerle Yüzleşmek


Maç sabaha kadar oynansa biz alamazdık. Bursaspor iyi olduğundan olsa zaten gam yemem ama bu Bursaspor'u Fenberbahçe bile yenerdi. Bence fazla abartılıyor. Bize gelince takımın yarısı sakat mevcutlar dün gece sahada yoktu. Biraz Lincoln birazda Skibbe'nin son icadı sağ açık Baros bişeyler yapar gibiydi. Bu adamı anlamak zor. Karşında genç ve çıkışta olan bir rakip var deplasmandasın sende ise Perşembe'den kalan bi yorgunluk. Ve birde Arda vardı. Arda ısınırken bile acı çekiyordu. Şimdi oynasa bi dert oynamasa başka dert. Zaten işler yolunda gitmiyor. Oynamasa malum medya ve onun gazına gelen tribünler Arda ile ilgili verip veriştirecek. Oynasa sakatlık nüksedecek. Zaten oda ilk yarı topa vurmaktan rakibe girmekten korktu. İşin garibi Kewell dün akşam yoktu ama Arda yine sağ kanattaydı ilk yarıda ! Zaten takım olarak ilk yarı sol ikinci yarıda sağ kanattan birtane doğru düzgün girişim yok. Maç oynandıktan sonra akıl vermek kolay ancak geçmişten ders almak şart. Ama Skibbe bu dersi alırda çalışır mı işte sorunda bu !!!