Pazar, Nisan 05, 2009

Vatan görev bekler dostlarım..


Şaka gibi geliyor insana.. Ne çabuk geçti onca zaman, anlayamadım.. Daha yaz ayları sonunda altı ay falan var diyordum, "ne zaman gidiyorsun?" diye soranlara.. "Ohoo, daha çok varmış" sesleri kulağımda çınlıyor şimdi her birinin.. Gelin görün ki sayılı zamanın çok çabuk geçmek gibi akıl almaz bir hasleti var. Bu kavram kimi durumlar için oldukça göreceli olabiliyor. Bu da son derece enteresan ve idrak kaabiliyetlerinin sınırlarını zorlayan bir durum olsa gerek..

Malum, her Türk erkeğinin devletimize karşı yerine getirmekle mükellef olduğu ve, er ya da geç yerine getireceği bir borç, askerlik görevi. Kaçınılmaz yani.. Bizim de sıramız geldi artık. Bu zamana kadar okuldu, öğrencilikti, tecildi derken yaş da 28'i buldu. Gidip gelenleri gördükçe onlara bu kadar imreneceğim aklıma gelmezdi hiç. Gerçi imrenmek dediysem, hep askerliğini tamamlayıp geri dönenlere gıpta ettim, hiç yeni gidenlere özenmiş değilim normal olarak..

Konuya başka bir açıdan bakacak olursak, aslında askerliğin insana kimi hasletleri de kazandırdığını, kimi olguların kıymetini öğrettiğini de görmek mümkün. Kişi, önceki hayatında sahip olduğu nice nimetin farkına nizamiyenin kapısından içeri girince varıyor. Bu da bir olgunluk vesilesi olsa gerek (tabi hamlar adına)..

Bir de Emre'nin dediği gibi, geride bırakacaklarımız var tabi. Giderken başımızı son bir defa daha çevirip gözlerinin içine bakmak isteyeceklerimiz yani.. Başta tabi ki annem, ailem.. Hemen ardından da dostlarım, yakın arkadaşlarım, hocalarım.. Ve maalesef İstanbul'um.. Her birinin hasreti ayrı yakacak gönlümü, biliyorum. Ama herkese ne olacaksa bize de o olacak deyip geçmek lazım. Zira olayı fazla dramatize etmek bu ayrılığı sadece güçleştirir. Oysa ki bizim kolay hale getirmeye ihtiyacımız var..

Bir de blogumuz var ki, zaten onu burdayken bile (utanarak söylemeliyim) ihmal etmişliğim çoktur. Bu konuda az papara yemedim bizim ortaktan.. Yazı işleri müdürü edasıyla verdiği "falanca maçın yazısını yazıyorsun, hiç anlamam" tarzındaki talimatlarını yerine getirmek zorunda kaldığımız bile oldu mecburen :) Onun dışında elimizden, dilimizden ne geldiyse paylaşmaya çalıştık burada.. Notunu alıp aktaramadıklarımız da sonraya kaldı artık.. Zira bundan kelli vatanı bekleyeceğiz. Vatan bizlere emanetken, bu blog da ortağım Emre'ye emanet.. Zaten uzunca bir müddettir öyle yapıyor zavallım. Üstelik ilk yazılarına mukayesen çok geliştirdi kendisini.. Üstesinden geleceğine eminim.. Bir de noktalamalara dikket etse tam olacak paşam ;)

Neyse.. Lafı gereğinden fazla uzattım. Altı üstü bir veda yazısı.. Geri dönüşü de yok değil üstelik, o yüzden abartmamak lazım. Eğer kısa dönem çıkarsa 5 ay 5 gün sonra (17 eylül 2009'da), "forvetarkası"nda tekrar spor dünyasındaki gelişmelere salça olmaya devam edeceğiz. Nerde kaldıysak oradan başlayarak.. Yok, uzun dönem çıkarsa bahtımıza, o zaman bu randavuyu biraz daha ileri bir tarihe erteleyeceğiz çaresiz. O zamana kadar başta tüm değerli dostlarım olmak üzere, bu blog kanalıyla ulaştığımız tüm sporsever kardeşlerimi "asker selamıyla" selamlıyor, huzurlarınızdan saygı ve sevgiyle ayrılıyorum..

Allahaısmarladık.

Sonay

Hiç yorum yok: