Perşembe, Ağustos 20, 2009

G.Saray, Elano’yu Nereye Koyacak?

Medyadaki en dinlenisi okunası bir kaç kişiden biri Uğur Meleke. Bugün ki Galatasaray değerlendirmeside gerçekten okumaya değer...

G.Saray’ın rakibi Levadia da, Tobol ve Maccabi’den çok çok farklı olması beklenmeyen, sadece ligin ortasında olduğu için enerjisi-gücüyle evinde belki bir derece sıkıntı çıkarabilecek bir takım.
Sanırım G.Saraylıların Levadia-Kayseri-Levadia üçgeninde cevabını en çok merak ettikleri konu, öndeki 5 yıldızdan hangi dördünün, hangi pozisyonlarda oynayacağı mevzusu... Bence Rijkaard bu sorunun cevabını (Yani Elano, Arda, Kewell, Keita, Baros beşlisini nasıl kullanacağını) zaten 2 sezon önce Barcelona’da vermişti.
O gün elindeki Ronaldinho, Henry, Eto’o, Messi, Krkic, Giovani ve Gudjohnsen’i sadece 3 (en fazla 4) forma ile memnun etmek zorunda olan Rijkaard, bakın sezon sonunda kimi kaç kez oynatmış: Henry (40), Krkic (40), Giovani (38), Messi (32), Gudjohnsen (31), Ronaldinho (26), Eto’o (22)... Şimdi bu verilere göre o takımda kim as, kim yedekti söyleyebilir misiniz? Öyleyse Galatasaray’da (Aydın’ı da katarak) bu altılının sezon sonuna kadar keskin bir as/yedek hissi uyandırmadan formayı paylaşabileceğini varsayabiliriz. Şu anda 5 yıldız içinde kulübeye en yakın gözüken Kewell’ın takımın penaltıcısı olması tesadüf değil, üzerinde çok düşünülerek alınmış bir karar gibi geliyor bize.
Tabii bir de bu oyuncuların her birinin, söz konusu 4 pozisyonun hepsinde oynama ihtimalini de eklemek gerek. Lionel Messi, son iki sezonda belki sol açıkta, sağ açıkta, santrforda 25’er maç oynadıysa, bunu Rijkaard’ın pozisyonlama konusundaki becerisine de bağlamak lazım.

Uğur Meleke
20/08/2009 - Milliyet Gazetesi

Pazar, Ağustos 16, 2009

Kontrolsüz Güç: Galatasaray 4 - 1 Denizlispor



Rijkaard'ın rotasyon ısrarı ilk bakışta taraftarda biraz olsun ? işareti oluşturmuş en azından bizim spor yazarları öyle diyor. Ben inanıyorum ki Ali Sami Yen'deki ve Tv başındaki bir çok Galatasaraylı bunu garipsememiştir. Elinde ki kadro ile TSL'de şampiyonluğa oynayacak 2 tane takım kurabilecek bir antrenörün futbolcular arasındaki dengeyi ve performans seviyesini üst düzeyde tutmak adına yapacakları tekşey rotasyondur. Malesef bizim medyamız hala biz taraftarları kara cahil zannetiğinden açıklama gereği duyuyor.




Maçtan sonra Bahri Havadır'ın Rijkaard ile olan röportajını tekrar izleme fırsatınız olursa sakın kaçırmayın. Maç sonunda bir antrenöre sorulabilecek ne kadar saçma sapan soru varsa hepsini sordu sağolsun. Rijkaard dünyanın başka bir yerinde böyle saçma suallere muhattab olmaz sanırım.

Maça gelirsek Galatasaray ile Denizlispor arasında güç farkının olduğu zaten belliydi. Denizli'nin golünden sonra 2. yarı Galatasaray biraz kontrolsüz güç kullandı ve sonuç ortaya çıktı. Bana göre hala Galatasaray dişine uygun kora kor mücadele edecek bir takımla karşılaşmadı. Bir müddet daha böyle gidecek.




Maçın Yıldızı : Abdel Kader Keita...

Cumartesi, Ağustos 15, 2009

Egemen'den Sevgilerle: Trabzonspor 1 - 2 Diyarbakırspor





Ligin başlamasına 1-2 hafta kala kurulmuş ilk 11 deki 2-3 oyuncusununda bu hafta takıma katıldığını göz önüne alırsak Diyarbakırspor büyük bir iş başardı bu akşam. Bazı antrenörler elindeki malzeme ne olursa olsun kişisel özelliğini takıma yansıtabiliyor Fatih Terim bunun en iyi örneklerindendir mesela. Ziya Hoca'da bunun iyi örneklerinden. ( Bu arada gol yedik yav o kafa orada burdurulurmu Emre Güngör ! ).




Mendoza ve Tazemeta çok ilginç forvetler. İşin ilginci maçın ilk 20 dk. bölümü haricinde pekte etkili değillerdi. Maçın genelinde iyi Giray ve Egemen uzun toplarda iyilerdi ancak özellikle Egemen'nin bariz hataları ( özellikle birinci goldeki hamlesi muhteşemdi :D ) maçı Diyarbakırspor'un kazanmasındaki en büyük etken. Diyarbakır belki 3 puan aldı ama Egemen'e galibiyet priminden bi miktar göndermeliler.... ( Penaltı be.... )

Pazartesi, Ağustos 10, 2009

Sagopa Kajmer&Pesimist Orkestra Saykodelik EP




Çok farklı bir çalışma olmuş. İlk başta biraz tereddütle yaklaştım ancak dinledikçe daha da yerine oturmaya başladı. Özellikle 4. parça çok sağlam.

Gaziantepspor 2 - 3 Galatasaray



İlk 20 dk istediği gibi oynayan geri kalan sürede de rakibi ve seyirciyi yer yer uyutan aradabi parlayan bi Galatasaray vardı dün akşam. Birazda erken gelen golün etkisiyle skoru korumak ve sezona bi kaza ile başlamama telaşı vardı. Takımda gördüğüm en büyük artı rakibe uzaktan şut dışında fırsat tanımamış olmalarıydı.



Bir Rijkaard var tabi. Maç öncesi ve sonrasında futbolcularıyla olan diyaloğu maç içerisinde ise goller sonrası sevinci takım içindeki bütünlüğün bi göstergesi. Gün geçtikçe hem Rijkaard'ın hem Neeskens'in Galatasaray için ne büyük bir şans olduğunu daha iyi anlıyorum. Umarım bu ahenk bozulmaz. Skor bugün iyi yarın kötü olabilir ama dayanışma olduğu sürece başarı gelecektir. Sanırım doğru yolda koşar adım gidiyoruz...



Cumartesi, Ağustos 08, 2009

Olimpiyat Fakiri : İstanbul B.B 1 - 1 Beşiktaş



Genel bi kanı vardır ya açılış maçları süprizlere açıktır diye, sanırım Beşiktaş taraftarı zulimpiyat yolunu bu sebepten bahane ederek maça pekte ilgi göstermemişti dün gece.

Beşiktaş için sezon öncesi yaptığı gereksiz transfer çalışmaları sonucu şuan en hazır takım olması gerekirken 4 büyükler içinde en sıkıntılı takımların belkide başında geliyor. Öncelikle defansa takviye olarak neden alındığını hala anlayamadığım ve henüz Zapo'dan üstün bi özelliğini göremediğim Ferrari hala uyum sorunu yaşıyor İbrahim Akın'ın attığı golde 6 pasın içinde eskortluk yapıyordu.


Ortasahada Cisse'nin yokluğunda Ernst'in de verimliliği azalmış belki Fink zamanla takıma oturursa bu bölge daha verimli olabilir. Burada yönetimin sözüm ona akıllılık yaparak sezon bitmeden yaptığı Fink transferi Cisse'nin gidişindeki en önemli sebeb. Cisse'nin bu takım için ne kadar önemli olduğu ise Fink'in göstereceği performansa bağlı.

Nihat transferi henüz forvet hattına etkisini göstermiş değil. Forvete servis elemanı bulmakta sıkıntı yaşayan Beşiktaş'taki yabancı sayısı sıkıntısı gol yollarındaki zafiyetin tek sebebi. Bugün bazı sitelerde Yıldıray haberleri geçiyor. Olduğu taktirde ( Yıldıray zaten Beşiktaşlıdır) takıma büyük katkı sağlayacaktır. Bu sayede Yusuf'da saha içinde gücünü daha efektif kullanacaktır.

İstanbul B.B şimdilik bildiğimiz gibi. Ben Can Arat'ın ilk 11 de başlamasını bekliyordum. Demek ki oda daha hazır değil. Abdullah Hoca'nın zaten büyük takımlara karşı hiçbir zaman sıkıntı yaşadığını görmedik. Kaybetsede sahada mücadele eden bi oyuncu grubu mutlaka oluyor. İş zaten diğer takımları yenmek Sivasspor'unda başarı sırrı bu değil mi?

Cuma, Ağustos 07, 2009

Rijkaard'ın İşi Zor: Galatasaray 6 - 0 M.Netenya



Sami Yen'e giderken şöle kıran kırana bir maç izlemek istemiştim malesef olmadı. Tobol'a yazık olmuş Netenya'yı gördükten sonra üzüldüm gerçekten. Nazar değmesin diye takıma methiyeler düzmek istemiyorum ancak Aydın Yılmaz'ı övmeden geçemeyeceğim. Rijkaard belkide son şansını verdi ona ama o bu şansı o kadar iyi kullandıki ilk yarıda rakibin sağ kanadını ikinci yarıda sol kanadını felç etti. Takımda en çok hoşuma giden şey pas alışverişinin hızlanmış olması. Tobias'ın bugün öğlen duyurulan sakatlığı olmasaydı şuan çok farklı şeyler yazıyor olacaktım. O bu sistem için en gerekli oyuncuydu gene 2 ay yok...

Yazıcak daha çok şey var ama rakip sonuçta Netenya sözüm ona yedek ağırlıklı bir kadro ile 6 gol bulduk. Rijkaard'a allah kolaylık versin. İşi gerçekten zor....
video

Çarşamba, Ağustos 05, 2009

Profesyönellik & Tugay Kerimoğlu


Tugay'ın http://www.maraton.com.tr/ sitesine verdiği röportajdan sonra yine profesyönellikle ilgili bazı şeyler tartışılır oldu en azından uA forumda şuan gayet gündemde. Genel anlamda biz taraftarların karşılıksız sevgisini sahada oynayan futbolculardanda bekliyoruz haliyle. Aslında bunun duygusal olmamızla da pek alakası yok. Emre Belözoğlu - Fatih Akyel ilk akla gelenler aslında hepsi Galatasaray'ın Avrupa piyasasına sunduğu isimlerdi. Ancak döndüklerinde arkalarından küfür eden kulüplere sırf para uğruna geri döndüler. Belki paradan çok daha fazlası vardı mutlaka onlara sorsak onlarında vereceği cevap vardır. Ancak ne yöneticiler nede futbolcular taraftarın psikolojisinden anlamıyor. Anlamak zorunda da değiller zira maksimum 10 sene daha futbol hayatları devam edicek. Onlarda kendilerini düşünerekten daha fazla para kazanmak istiyorlar.


Taraftarlar olarak bu konuda bizimde hatalarımız var. Hepimiz profesyönellik denen olguyu bir türlü kabullenemiyoruz. Bir tür namus meselesi aslında. Önümüzde kötü ( ! )örneklerde var Metin Oktay - Fethi Eper - Hakan Şükür ilk aklıma gelenler. Onlar profesyönellikten bi haberdi aslında, özünde Beşiktaş'lı olan ama daha sonra Galatasaray'a gelip bir Galatasaraylı gibi davranan Fatih Terim gibi Fenerbahçe'den gelen teklifi nazikçe " O kadar Profesyönel değilim." diyerek geri çevirebiliyorlar.


Konunun başına dönersek Tugay röportajında muhabirin ısrarla Galatasaraylımısın sorusuna ısrarla cevap veremiyor. Bazı şeyleri hayatta sırf kendimizi mutlu edebilmek için kendi kendimize yalanlar söyleriz veya böyle şeyleri görmezden geliriz gözümüzü oysada. Bende Tugay'ı öyle hatırlamak istiyorum: İsyankar - Savaşçı - Sapına kadar Galatasaraylı olan Tugay olarak.


Son olarak Tugay'ın Galatasaray'da oynadığı dönemlerden kalma bir demecini not düşüyorum: Birgün herkes Fenerbahçeli olabilir ama herkes Galatasaraylı olamaz......