Perşembe, Nisan 22, 2010

Sence Fenerbahçe Yattı Mı Antu ? Bornova Belediyesi 77-71 Fenerbahçe




Bornova Belediyesi basketbol takımının aldığı galibiyete gölge düşürmek amacında değilim ancak şeytan işte insanın aklını kurcalıyor acaba yatmış olabilirmisin Fenerbahçe sırf Galatasaray play-off dışında kalsın diye ???


Antu.com bunun içinde bi görsel hazırlar umarım...

Çarşamba, Nisan 21, 2010

Tarihten Bir Yaprak Antu.com'a Atfen: 25 Nisan 1955 İstanbul Spor ve Sergi Sarayı



25 Nisan 1955; yer, İstanbul Spor ve Sergi Sarayı.

Salon tıklım tıklım dolu ve 1954 - 55 sezonu Türkiye Basketbol Şampiyonası’nın son maçı Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanıyor!..

O geceye kadar şampiyona finaline katılan diğer takımları ekarte eden üç takımdan, Modaspor, Galatasaray’ı, Fenerbahçe Modaspor’u yenmiş… Galatasaray, Fenerbahçe’yi yenerse bu üç takım “puan puana olacak” ve “şampiyonu 3’lü averaj tayin edecek”…

Galatasaray’ın şampiyon olabilmesi için “7 sayılık bir farka ihtiyacı” var; oyunun bitmesine 44 saniye kala sarı - kırmızılılar 40 - 27, yani 13 sayı önde ve “top Galatasaray’da!..”

O yıllarda basketbolda “30 saniye - 24 saniye kaideleri” yok; bir takım topla istediği kadar oynayabiliyor; üstelik “potaya basket atış hâli olmadan da faul atışı yapılmıyor”; kısacası, Galatasaray “44 saniyeyi top tutarak geçirdiği takdirde” şampiyon olacak!..

O zaman Galatasaray takımında “basketbol cambazı, dripling üstadı bir oyun kurucu” var, Yalçın Granit; elinden top almak pek mümkün değil, zaten alınsa da, Galatasaray’ın “o günün basketbol oyun kaideleri ile 44 saniyede 7 sayı yemesi” mümkün görünmüyor!..

Galatasaray tribünleri şampiyonluğu kutlamaya başlamışken; aaaaa, o da ne?..

Tribünlerden bir Fenerbahçeli yönetici iniyor (Genel Sekreter ve Fenerbahçe Tarihi yazarı Rüştü Dağlaroğlu); mola alan Fenerbahçe takımı, mola süresince devam eden fiskoslardan sonra, herkesin şaşkın bakışları arasında soyunma odasına gidiyor ve bir daha salona dönmüyor!..

Sebep; ortada “fiziki” bir sebep yok!..

Ama “kimyevi” bir sebep var; zira o zaman “basketbolda hükmen galibiyet 3-0 ve de “3-0 galip gelmek” Galatasaray’ı şampiyon yapmaya yetmiyor; şampiyon Modaspor!..
Bu hazin ve acı tablo karşısında “çılgına dönen” Galatasaray seyircisi salonu saatlerce boşaltmıyor!..

Hakemlerin ve federasyon yetkililerinin ısrarlarına rağmen, Fenerbahçe salona dönmeyince, zamanın İstanbul Valisi Fahrettin Kerim Gökay olaya el koyuyor; Basketbol Federasyonu (Voleybol ve hentbol ile beraber o zamanlar adı “Spor Oyunları Federasyonu”) Başkan Faik Gökay başkanlığında Spor Sergi Sarayı’nda toplanıyor!..

Ve karar ilân ediliyor; “Galatasaray ve Modaspor beraberce şampiyon!..”

Türk Basketbol Tarihinde “bir daha eşine rastlanmayan” ve belki de bir daha rastlanmayacak “bu” kararla “o yılın şampiyonluğu” ikiye bölünüyor; hem Modaspor’a, hem Galatasaray’a “şampiyonluk kupası” veriliyor!..

Birdenbire bu “tarihten bir yaprak” nereden de aklıma geldi; şu günlerde “etikten, ahlâktan o kadar çok söz edildi” ki, ben de “bir örnekle katkıda bulunayım” dedim; aslında epey örnekler var da; bu “basketboldan” olanı!..


Öcal ULUÇ-Türkiye Gazetesi







Malum Bursaspor yaklaşınca boğazın karşı boş durmuyor. Tarihten bir alıntı yapmak en güzeliydi. Şanlı (!) tarihlerinde böyle güzel hatıraları da var güzide Fenerbahçemizin unutturmamak lazım körpe beyinlere.... 


Galatasaray Bursaspor'u yenebilirde yenilebilirde ancak bunu şerefiyle yapacağından kimsenin kuşkusu yoktur. O kuş beyinliler dışında.....

Cumartesi, Nisan 17, 2010

Sevincin Böylesi !!!


Golün öneminden şüphemiz yok sonuçta Manchester derbisi birde gol son dakikalara sıkışınca ayrı bir sevinç oluyor oluyoda bu biraz abartı olmuş hatta biraz fazla baya bi abartı olmuş. Yarın çıkacak haberleri çok merak ediyorum....

Cuma, Nisan 16, 2010

Japon İşi

Japon İşi

Frank Rijkaard


Frank rijkaard compilation
Yükleyen bbr68.

SS Lazio vs AS Roma









Fenerbahçe-Beşiktaş maçına en güzel alternatif şüphesiz Roma derbisi olucak. İzlemeye değer hele de Roma şampiyonluk yolundayken...

18 Nisan Pazar -  19.30  Ntvspor

Fenerbahçe vs Beşiktaş



Dananın kuyruğu kopar mı yoksa iyiden iyiye kördüğüm mü olur şimdiden tahmin etmek zor ancak Fenerbahçe'nin Kadıköy'de ki performansı ve Beşiktaş'ın dalgalı performansı göz önüne alındığında favori Fenerbahçe gibi görünüyor. Gökhan Gönül'ün dışında tam kadro çıkacak olmaları en büyük avantajları. Beşiktaş'ın kadrosuna baktığımızda kimin oynayıp oynamayacağı tam bir muallak. Tahminimce şu saat itibari ile Mustafa Denizli'de henüz belirlememiştir Rafa Beniztez'in bi başka versiyonu kısaca. İsim isim baktığımızda hücum hattı olarak kaliteli sayılabilecek bu kadronun yaşadığı gol kısırlığını sorumlusu apaçık belli olsada kahin Denizli'ye Beşiktaş camiası içerisinde hala inanlar var.Daum'un Fenerbahçe'si derbilerin genelinde öncelikle mağlup olmamak üzerine oynamıştır Pazar akşamıda önceliği buna vereceklerdir. Hafta içindeki basın açıklamalarında alışık olmadığımız kadar iddalı konuşsada kendi sahasında kontrollü bir oyun bekliyorum. Mustafa Denizli'nin galibiyetten başka şansı yok riskleri almak zorunda.

İyi olan kazansın gönlümden beraberlik geçiyor aklımsa Fenerbahçe diyor.

Çarşamba, Nisan 14, 2010

İbrahim Üzülmez Ne İçiyor ???

Sporun magazinsel kısmı elbette vardır buna karşı değilim ama bununda bi ölçüsü bi güzelliği olması fikrindeyim. Tabi bu ülke Kompela ve Akın Sel'li Televole'leride izlediğinden ne versen yer bunlar zihniyetinde bi medyamız var. Haberi biraz geç gördüm ama yazmadan edemedim Lig Tv'nin Usta (!) muhabirleri İbrahim Üzülmeze ne içtiğini sormuş, hadi bu soru espirili falan ancak cevabın şalgam olması konuya bütünlük katmış. Çarşıda cevabını almıştır artık bir daha sormaz sanırım....

Meraklısına link:



Salı, Nisan 13, 2010

Kaptanlık & Arda Turan

Bizim jenerasyon için bir gelenek gibidir takım içinde bi abi olması. Hep Hakan Şükür - Bülent Korkmaz - Hagi gibi birinin kadroda ki diğer futbolculara ( çobanlık ) abilik yapmasını bekleriz. Bulunduğumuz coğrafyanın koşullarından mıdır bilinmez bi büyüğe herzaman danışılmalıdır yada başımızda bi büyük olmalıdır deriz nedense. Bu büyük kişi genelde takımın kaptanı olmuştur. Onlar takımı çekip çevirirler yeri geldiğinde yönetime karşı sözcü olurlar kimilerine göre grupçuluk yaparlar takımı bölerler vs. Bu sezon bu görevi biraz gösteriş biraz inanç birazda deneme amaçlı Arda'nın üzerine yıktılar. Dünya üzerinde örnekleri çoktu tabi Steven Gerrard - Fernando Tores gibi şuan aklıma gelen oyuncular genç yaşlarında bu sorumluluğu almışlardı ve başarmışlardı. Tribünlerinde bir türlü vazgeçemediği yeni bir Metin Oktay yaratma sevdası ( keşke ) Arda'yı bir anda istim üstünde bıraktı. 

Geçen sezon Paris Hilton yakışır sana diye tribüne çağırdığın futbolcudan bu sezon takıma liderlik yapmasını beklemek ne kadar abesle iştigal olsa da bu teklife kimse karşı çıkmadı. Arda'da da aslında değişen birşey yok yine aynı arda ama biz Arda'dan artık çok şeyler bekler olduk haksızca. Baba Gündüz'ün ağırlığını Metin Oktay'ın saygınlığını Hakan Şükür'ün performansını Bülent Korkmaz'ın savaşçılığını bekledik. Arda'da hepsinden biraz var ama işte sıkıntıda burdaydı hepsinden biraz vardı. Sonunda taraftarda sözünde durmadı Arda'ya karşılıksız destek çıkmadı bu zor yolda ve sonunda yol ayrımı geliyor gibi. Arda gitmeyi mi seçicek kalıp savaşmayı mı bilinmez ama Galatasaray göz göre göre bi değerini daha yitirmek üzere. Bana göre Pazar akşamı protestoyu hakedenlerden biriydi arda ancak hakareti hiçbir zaman haketmedi....

Pazartesi, Nisan 12, 2010

Kralın Geç Kalan Dönüşü: Galatasaray 4 - 1 Diyarbakırspor


Skora bakıpta Galatasaray'ın dirildiğini söylemek fazlaca iyimserlik olur. Zira en son Fenerbahçe karşısında izlediğim Diyarbakır ile dün geceki takım arasında dağlar kadar fark var. Galatasaray'ın geçen haftalardan farkı ise şüphesiz Baros'tu. Galatasaray önceki kariyeri göz önüne alıdığında Baros bu kadar skorer olmasada  ligimizin bi kademe üstünde kaliteye sahip olduğunu söylemek zor olmaz.  Hele birde Diyarbakır'ın hamur kıvamındaki savunması karşısında hazır olmamasına rağmen istediği gibi oynadı. Onun dönüşü hücum hattının üretkenliğini daha da artıracağı kesin. Kral uzun süre ortada yoktu ama bu boşlukta onun yerinide dolduran olamadı. 

Tribünlerin tepkisine gelirsek ters olarak asılmış pankartlar, 5 dk sessizlik Florya'ya gidip takım otobüsüne saldırmaktan daha medenice şüphesiz. Kimileri takım içinde bunu haketmeyenler var diye bilir ancak kurunun yanında yaşta yanacaktır. Zaten kendini bilen adam tepkinin kime geldiğinin farkındadır. Örneğin Lucas. Hata yapıyor mu ? Yapıyor. Ancak yaptığı hatayı telafi etmek için var gücüyle savaşıyor. Onun performansı bana Capone' yi anımsatıyor. Deplasmandaki Rapid Wien maçı öncesi transfer edilmiş ve geldiği gibi o maçta ilk 11 de başlayıp birdaha da o  formayı rotasyonlar dışında vermemişti. 

Jo'nun bu saatten sonra takıma katkısı ne düzeyde olur kişiliğine bağlı açıkçası Baros'un olduğu yerde Galatasaray taraftarıda onun gidişini ne kadar önemser bu da muamma ancak Arda'nın durumu biraz daha sıkıntılı. Geçtiğimiz haftalarda ki açıklamaları ve yurt dışına gitme arzusunu bu denli belirtmesi gelen kötü sonuçlarla farklı boyutlara taşındı. Arda'nın birazda bu olaylardan ders çıkartması şart bana göre. Takımın kaptanı herzaman dik durmalı ve tüm oyuncuların arkasında olmalı yeri geldiğinde takım kaptanı olmak sadece o pazubandını koluna geçirmek değildir !

Şampiyonluk sesleri çok azda olsa geliyor en azından matamatiksel olarak şans devam ettikçe. Taraftarlar arasında pek çoğu takımına güvenmediğinden boş yere umutlanmak istemiyor ayrıca kimse hakedildiğinide düşünmüyor peki şampiyon olunursa ne olacak bence gizli soru bu !


Pazartesi, Nisan 05, 2010

Bu Enkaz Kalkmaz: Sivasspor 1-1 Galatasaray

Sahaya çıkan 11'e her daim saygım vardır ardında bi taktik anlayışın olduğunu düşünmüşümdür. Bugünde aynı fikirdeyim ancak oyuna müdahalede neden bu kadar geç kalınır vede neden yapılan değişiklikler takımı ileri değilde geriye götürür. Rijkaard -Nesskens ikilisini anlamakta ciddi sıkıntılar yaşıyorum. İnsan inanmak güvenmek istiyor ancak bu ikili gün geçtikçe camianın onlara olan inancını sarsıyor.

Sahada Lucas-Gio ve birazda Keita dışında ortaya birşey koyan futbolcu görmedim. Dün akşam Fenerbahçe'yi izlerken şampiyonluğa olan inançlarını gösteriyorlardı. Sahada mücadeleden geçtim sürünen bir Galatasaray vardı.  Bu formanın hakkını vermeyen oyuncu teknik adam Florya'nın 5 kapısından birinden çıkacaktır yada çıkartılacaktır. Bunu diyen ben değil Adnan Polat'tı umarım dediğini yapar.