Cuma, Temmuz 29, 2011

Bir Hazırlık Maçından Fazlası; Galatasaray 3 - 0 Liverpool



Özlemişiz...

Sanırım dün gece ki maçın bizim için en kısa ve net açıklaması bu. Takım geçen yılın üzerimizde bıraktığı o kötü ruh halini bırçırpıda olmasa bile son iki maçtır oynadıkları futbolla atmamıza yardımcı oluyorlar. Tamam fazla büyütmeyeceğim sonuçta karşımızda tam kadro bi Liverpool yok. Ancak burada bizleri ve tribündeki Galatasaray ahalisini heyecanlandıran şey futbolcularda ki iştah hırs ve mücadele gücüydü. Maçı özetlemek için aslında tek pozisyon yeter: Oda Elmander'in attığı muhteşem golün hazırlanışı.. Dakika 80 küsür olmuş tribündeki taraftarlar bile " Ulan şimdi ne trafik vardır? " moduna girmişken Liverpool yarı alanında yapılan pres, kazanılan top ve Ayhan'ın asisti sonrası Elmander'den müthiş bir füze... En son hangi Avrupa maçında bu kadar sevindik ki ? Avrupa Arenasını özlemişiz... Taraftarlar aslında o pozisyon kaçsa bile alacağını almıştı. Takımın doğru yolda emin adımlarla gittiğinin farkında ve uzun bir aradan sonra yarın sabah keyifle işine gidip takımını konuşabilecekti...




Maç sonunda ise şu galibiyetin biraz olsun keyfini sürmemize izin vermeyen ota boka maydonoz olanlara Fatih Terim acı bir ders verdi. Kol kırılır yen içinde kalır dedi ama bu sefer o yeni ortalığı bulandıranlara soktu. Olması gerekende buydu. Ünal Aysal geldiğinde bir cümle kullanmıştı: Galatasarayın içindeki Galatasaray düşmanları şeklinde... Top sende başkan yılanın başını erken ezmek gerek....

Galatasaray vs Liverpool

Cuma, Temmuz 22, 2011

Yöneticiler ve Piyonlar; Fenerbahçe


Hukuki terimler altında futbol konuştuğumuz şu günlerde kafayı saha içine odaklamak kaçımız için mümkün bilemiyorum. İşin makarası, ciddiyeti hertürlü hali bir yana artık futbol cemaati iyiden iyiye sıkılmaya başladı. Ardı ardına gelen gözaltılar, suçlamalar, kanıtlar, yorumlar hemen hepsi kabak tadı vermeye başladı. Dün akşam TV 8 de yayınlanan 8.Gün programında da Nazlı Ilıcak'ı görünce kesinlikle bu işin boku çıktı dedim.

Birileri soruşturmanın ilk günlerinde Fenerbahçesiz ligin marka değeri olmaz Fenerbahçesiz Süper Lig olmaz gibi çeşitli mecralarda ulemalık ederlerken sanırım bizim o zamanlarda tahmin edemediğimiz ancak şimdilerde fazlasıyla anladığımız gerçeklerle karşı karşıyayız. Dün gece olup bitenler o bahsettiğim futbol ulemalarının ekmeğine yağ sürüdü diyebiliriz. Aklıllarınca bir tehdit ve gövde gösteriydi dün akşam ki karşılaşma. Yakın zamanda başlamasını beklediğimiz ligimizde Şükrü Saraçoğlun'da yada bir başka stadyumda oynanacak Fenerbahçe maçlarında taraftarların dilediğince provakatif eylemi gerçekleştirir düşüncesini yaymanın ilk örneği idi onlara göre.

Aklı selim kaç adet Fenerbahçeli taraftar var bilemiyorum ancak birileri bu futbol ulemalarının oyununa gelmemek adına tavrını ortaya koymalı. Hiçbir başkan ve yönetim kurulu temsil ettiği camiasından büyük olamaz. Aziz Yıldırım suçlu olabilirde olmaya bilirde asıl mevzu şuan ki yönetimin Fenerbahçe taraftarını kullandığı ve camiaya zarar verdiği gerçeğidir. Kendi amaçları uğruna pek çok Fenerbahçe taraftarı şuan onların piyonu ve ne yazık ki amaçları Fenerbahçe olmayan bir oluşuma hizmet ediyorlar. Kaybeden ise yine Fenerbahçe oluyor. Velev ki Fenerbahçe Kulüp olarak soruşturmadan aklanarak çıktı. Sırf dün gece ki maçtan dolayı alacağı saha kapatma cezası kime yarayacak. Verilen maddi zararı kesilecek cezaları söylemiyorum bile. Fenerbahçe taraftarı kendi bir soru sormalı : Fenerbahçeli miyim ? Yoksa Aziz Yıldırımsporlu mu? Ortada bir dava ve henüz aslı astarı belli olmayan yığınla haber var. Ve bundan nemalanan bir basın ordusu. Bu oyunun sadece piyonu olan Fenerbahçe taraftarınada sadece yazık oluyor. Hepsi bu....


Yazık...