Pazar, Kasım 22, 2015

Yönetim-Futbolcu-Taraftar Dökülüyorsun Galatasaray

Teknik direktör olmak zor iş. Hele birde bu görev Galatasaray'da ise hem o makama erişmek zor hemde orada kalıcı olabilmek çok daha zor. Camianın içi zaten cadı kazanı iken birde buna tribün ve medya faktörleri de eklenince sadece işime bakayım demekle yürümüyor işler. 3 kupa da alsan 4. yıldızı da taksan adın tarihe dahi geçsen olmaz. Ne olduğunu bile anlayamadan kendini kapının önünde bulursun.

Lucescu'yu Gerets'i hatta Fatih Terim'i kapıyı gösteren bu düzende Hamzaoğlu'nun şansı zaten yoktu. Onu göndermeye zaten geldikleri gün karar vermiş yönetimin işini kolaylaştırmak adına Hamzaoğlu'da elinden geleni ardına koymadı. Belki tüm bunlar olurken taraftarı arkasına almayı düşünebilseydi - ki bu fazlası ile mümkündü- bu kukla yönetimin işi daha da zorlaşacaktı ama olmadı. Yönetim baktı ki tribün yakında kellemizi isteyecek önceden tasarlamış olduğu şampiyonluk sebebi ile rafa kaldırdığı planı uygulamaya sokarak Fatih İşbecer'i tetikçilikle görevlendirip Hamzaoğlu'nu kapının önüne koyuverdi. 

Geldikleri günden bu yana plansız ve programsız şekilde ilerleyen Dursun Özbek yönetimi şüphesiz ki Hamzaoğlu'nun yerine getirecek hoca ile henüz anlaşmadı ve takım yeni bir kaosa doğru sürüklenmekte. Spontane gelişmiş gibi medyaya pompalanan bu ayrılığın aslında Galatasaray yönetiminin vizyonsuz ve de düşünmeden hareket ettiğinin onlarca örneğinden sadece bir tanesi. Sponsor anlaşmalarında ki karmaşadan transfer dönemindeki başı bozukluk ve organizasyon eksikliği bugün hoca arayışı konusunda yaşayacaklarımız konusunda bize fazlasıyla iç karartıcı fikirler veriyor.

Takıma ve dün ki maça gelirsek; Galatasaray bildiğimiz gibi. Hamzaoğlu sonrası 180 derece değişmiş bir takımı devre arasından önce görmemiz çok zor. Takımda hala belli futbolcular sorumluluk alma ve mevcut duruma isyan eder durumda. Sayıları azınlıkta olmasından dolayı bu ne skora nede takımda ki diğer arkadaşlarına etki etmekten uzak. Sözde bağımsız taraftar grubumuzda yavaş da olsa yönetime karşı tepki vermeye başladı. Biraz geç oldu ama yine de önemli bir tepkiydi. Yönetimin güdümünden çıkmaya başladıklarını görmek güzel.

Kim Gelmeli ?


Fatih Terim'i, Roberto Mancini, Cesare Prandelli ve son olarak Hamza Hamzaoğlu bu oyuncu grubundan pek çoğunun gördüğü antrenörler. Elbette ki her hocanın farklı farklı gidiş sebepleri var ancak gözden kaçırılmaması gereken bir diğer nokta futbolcuların da bu gidişlerde paylarının olması. Galatasaray'ın belki devre arasında değil ama yaz döneminde kadroda ciddi revizyona ihtiyacı var. Bugün hangi hocaya teklif götürürseniz götürün son dört yılda üç şampiyonluk yaşamış bu camia ya gelmek istemekle birlikte giden antrenör ve başkanları da göz ardı edemez. Burası futbolcusundan yöneticisine tam bir cadı kazanı ve bugün başkanın yarında antrenörün biranda görev dışı kalma olasılığı fazlasıyla yüksek. Daha şimdiden Mayıs'ta kongre var söylentileri kulaktan kulağa fısıldanırken hangi antrenörü ne şartlarda ve neleri vaat ederek getire bileceksiniz? Garantiniz ne olacak? Yönetim arkasında dursa ne olacak? Kısaca Denizli gelse ne olacak Favre gelse ne olacak ?

İşin özü Galatasaray ligi şampiyonda tamamlayabilir Avrupa Kupalarının dışında kalarak da bitirebilir. Galatasaray taraftarı buna kendini hazırlamalı ama asıl suçlunun ne sahada ki futbolcular ne de mevcut yönetim olduğunu düşünmemeli. Galatasaray'ın sorunu kendine kukla arayan genel kurul üyeleridir. Onların derdi Ada'da ki çay fiyatları, bizim ki ise kulübün geleceği. Bir gün bu taraftarla ortak noktada buluşabilirler ise Galatasaray'ın geleceği hakkında güzel şeyler söyleme fırsatımız olur...


Selametle

Hiç yorum yok: