Pazartesi, Ağustos 29, 2016

Bardağın Dolu Tarafı Mı? Boş Tarafı Mı ? Akhisar Bel. Spor 1 - 3 Galatasaray




Galatasaray geçen haftaya göre çok iyiydi demek abartılı bir tespit ama yapılan doğru işleri de görmemek olmaz. Akhisar geçen seneye oranla çok güç kaybetmiş. Buldukları erken gole rağmen Rodallega'nın yeteneklerine mahkum olmuş bir takım haline gelmişler. Bardağın dolu tarafına bakarsak evet iyi şeyler var ama ben boş tarafına bakmazsak canımız ileride çok yanacak.

Riekerink'in öncelikle hakkını teslim etmek gerek. Geçen hafta aksayan sağ kanatta ısrar etmeyip Sinan ve Linnes'i kulübeye koyarken Yasin ve Sabri'ye formayı teslim etmesi forma konusunda adil olacağının güzel bir sinyaliydi. Tabi Sinan ve Linnes'i kesmek kolay ileride Wesley ve Selçuk'un mevcut formaları sürdüğü takdirde saha da kalmaya devam ederlerse o zaman adalet ters dönebilir.

Galatasaray açısından bir diğer olumlu tarafta takımın geçen haftaya nazaran hücum anlamında daha üretken arayan bir ruh haliyle mücadele etmesiydi. Yıllardır Burak Yılmaz ile Umut Bulut ile hızlı araya atılan toplarla hücum varyasyonu geliştirmiş takımın birden bire Eren Derdiyok'un stiline uygun şekilde hücum etmesini beklemek için fazlaca iyi niyetli olmak gerekir. Zamanla takım Eren ile aynı dili konuşmaya başlayacaktır. Eren'in attığı kafa golü yine ustalık kokuyordu. Gol öncesi Selçuk'un Rodallega'dan çaldığı topu ve başlayan hızlı hücumu sonrasında Wesley'in adrese teslim ortasınında hakkı yenmemeli. 



Eren'in sakatlığı sonrası herkes gibi bende Sinan girer diye düşünürken aklımdan acaba Josue'yi alıp 4-6-0 döner mi diye düşünmedim değil. Kendi kendime saçmalama derken kalkan değişiklik tabelasında Josue'yi görmek süpriz oldu. Antremanlarda bu sistemi kaç defa denediler bilemem ancak diyebiliriz ki Riekerink Dursun Özbek yönetimini çok iyi tanımış ve eğer forvet transferi gerçekleşmez ise eldekiler ile ne yapabilirim diyerek kafa yoruyor. Ama taşıma suyu ile değirmenin dönmeyeceği aşikar. Forvet transferi şart ! 





Bardağın boş tarafına gelirsek; Bruma'nın oyunu, Yasin'in katkısı, Josue'nin yabancılık çekmemesi ve Carole'ün her zaman ki performansı galibiyette ki önemli faktörlerdi fakat en önemli faktör yine Muslera ve Akhisar Bel.Spor'un geçen senenin çok gerisinde oluşu. Maça neredeyse 1-0 önde başladılar ve sonrasında topu bize teslim edip ileride Rodallega'yı bırakarak 10 kişi topun arkasında göstermelik olarak kaldılar. Evet Galatasaray geçen haftaya göre daha hareketliydi golü daha çok aradı belki ama buna müsade edende Akhisar'ın kırılgan orta sahası ve defans hattıydı. Karabükspor aslında oynayabilecek her takım için  Galatasaray'ı yenmenin şifrelerini geçen hafta verdi. Ama o tempo ve disiplinde oyunu 90 dk oynayabilecek ligde kaç takım var tartışılır. Bu hafta sahasında Rize'yi 3-0 yenen Karabükspor geçen haftanın bir tesadüf olmadığını kanıtladı.


Muslera'ya daha kaç maç ayrı bir paragraf ayırırım bilemiyorum ama büyük oynuyor. Cihat Aslan'ın maç sonu dediği gibi; Haksız rekabet yaratıyor....

Salı, Ağustos 23, 2016

Derdiyok Deselerde İnanma: Galatasaray 1 - 0 Kardemir Karabükspor

Galatasaray'da maçın 75.dakikasına kadar sahada ki bir iki oyuncu dışında hiçbir futbolcu bunun bir lig maçı olduğunun farkında değildi. Sanki takımın tamamının içine  ( Muslera'yı tenzih ediyorum) Donk kaçmış gibi umursamaz haldeydiler. Son yıllarda kötü futbol oynadığımız çok maç hatta çok sezon oldu. Belki dün akşamın hatırası hafızalarda çok taze diye böyle düşünüyor olabilirim ancak ben bu kadar  kötü Galatasaray'ı en son Mancini'nin Kadıköy deplasmanında izlemiştim ki o takım bile Kadıköy'de nispeten mücadele etmişti.

Sahada ne yaptığını bilen sadece Muslera ve attığı golün hatırana da Eren vardı diyebiliriz. Hadi birde son 15 dk. kale çevresine gömülmüş rakibinin yarattığı boşluğu efektif olarak kullanan Tolga'yı da ekleyelim. Etti 3 kişi ! İsteyen istediği mazereti üretebilir; havanın sıcaklığı, tribünlerin boş olması, futbolcuların sezon öncesi ağır antremanlar yapması vs. Hiç biri dün gece sahaya konan futbolumsu şeye bahne olamaz. Beşiktaş ile oynanan kupa maçında bile beğenmediğim Galatasaray dün akşam Konya'da oynanan oyuna bile hasret bıraktı.90 dk boyunca Karabük defansını geçmenin formülü bir türlü bulunamadı. Kenara baktığımızda vaziyet içler acısı. Hani JOR için şunu neden oynatmadın diyeceğim 1 tane bile adam yok. Bir şeyler yapması ümidiyle o koltuğu işgal eden Yasin Öztekin'in de hali ortada. Gerisini saymak zaten zaman kaybı...



Igor Tudor'un Karabükspor'u

Tamam biz bu kadar kötü oynadıkta karşı takımın bunda hiç mi payı yok dersek; evet sonuna kadar payları vardı. Igor Tudor ismi Karabükspor ile anılması enteresan gelmişti bana. Açıkçası nasıl bir futbol oynatacağını da merak ediyordum. Liseliler bilmez belki ( yaşlandık laan ) ama Juventus'ta hatrı sayılır bir süre ( 7 yıl sanırım ) oynamış isimdi. Açıkçası dün takımının oynadığı oyun, taktik disiplini çok beğendimi. Sezon sonuna kadar her maçta bu konsantrasyonu sağlayabilirler mi bilinmez ancak 4 büyüklerin canını fazlasıyla yakma potansiyeline sahipler. Yatabare yerine başka bir forvet tercih edilemez miydi? Buda onların sorunu tabi.









Josue Alternatif Mi? Peki Ya Değilse ?

Galatasaray'ın sürüncemede kalmış tüm transferlerini artık netleştirmesi gerekiyor. Transferin bitmesine çok az bir süre kaldı ve takımın 3 ana bölgeye de transfer yapması şart görünüyor. Dün Arena tribünlerinde ki en keyifli adam şüphesiz Josue'dir. Josue mutlaka pek çok pozisyonda alternatif olması anlamında Jor'in elini güçlendirecektir ancak dün akşam sahada ne yaptığını pek çözemediğim 8 - 10 - 18 ve 20 numaralı futbolcuların formasını şimdiden tehdit etmeye bana göre başladı. Kim bilir belkide artık birilerine dokunma zamanı gelmiştir.









JOR & Linnes


O an ekrana yansıyınca kendi adıma çok şaşırdım. Jor'in maç içerisinde bu kadar tepki vereceğini hatta yetinmeyip oyundan alacağını açıkçası tahmin etmemiştim. En azından devreyi bekler diyordum, yanıldım. Hoşuma gitmedi desem yalan olur. Takımda aksayan Linnes değildi belki ama çok ezildi. Bu tavır diğer oyunculara içinde bir nevi ültimatomdu. Disiplin önemli... 


Kara Mithat abimizin de dediği gibi: "Ciddiyeti severim, disipline hayranım !"




Salı, Ağustos 09, 2016

2016/2017 Spor Toto Süper Lig Turgay Şeren Sezonu


Twitter çıktı blog yalan oldu hissi fazlası ile canımı sıkıyor ve burayı ihmal ettiğim için kendime fazlasıyla kızıyorum. Okumak ne kadar iyi ise yazmakta o kadar önemli.

Bu sezon milat olsun diyelim.. Kendimize hatırat oluşturmaya devam edelim...

Selametle...

Cuma, Şubat 26, 2016

Tükenmişlik: SS Lazio 3-1 Galatasaray

Eski bir alışkanlık bizimkisi belkide yaşanmış onca zaferlerin hatırına içimize işlemiş "Galatasaray'ın olduğu yerde umut hep vardır!" mottosundan hareketle kimimiz deplasman yollarına düştü kimimiz işten erken çıkıp televizyonun karşısına geçti ama istediğimiz olmadı...

Kısıtlı kadro, güç farkı, iyi hazırlanamama gibi günlük bahanelere sığına sığına koca sezonu bitiriyoruz. Gel gelelim Galatasaray'ın geçmişine baktığımızda hem ligde hemde Avrupa'da yoluna devam ederken onu bu başarılara taşıyan esas etken takım ve camia içi birlik, kazanma arzusu ve tribünlerle bütünleşmeydi. Bugüne baktığımızda Galatasaray'ın en büyük eksiği tribünün ayrı, camianın ayrı takımın ise apayrı telden çalması. Avrupa'dan elenilebilinir, şampiyonluklar kaybedilebilinir hatta borç yüzünden Avrupa'dan men bile olunabilinir. Ama bu sebeplerden hiçbiri bu tablonun mazereti olamaz.Yaşımın yettiği, gözümün gördüğü yaşadığım hiçbir dönemde Galatasaray bu kadar çaresiz, aciz ve tribününden bu kadar kopmuş hale gelmemişti.

Böyle bir ortamda bizlerin Lazio'yu geçip tur atlamayı beklememiz abesle iştigaldi elbette olmadı da. O oynasaydı şu olsaydı ah babam sağ olsaydı, köşede otursaydı gibi çeşitli feryat figanlar eşliğinde yakarıp dövünmenin de manasız olduğunu hepimiz biliyoruz ama kendimizi de bu sarmaldan çıkartamıyoruz.. Bu tükenmişliğin dışa vurumu aslında. Gelecek adına bir tane olumlu cümle kuramaz hale geldik, getirdiler! Özbek, Aysal'ı, Kıraç'ı, Polat'ı, Terim'i ve adını sayamadığım ne kadar adı Galatasaray ile büyümüş özdeşleşmiş insan varsa bu işin sorumlusu.Ve koskoca camiayı köy derneğine çeviren söz fikri vicdanı hür Galatasaraylılar... Bu tükenmişliğin en büyük sorumlusu onlar...

Galatasaray'ın bu durumdan kurtuluşu öyle kolay olmayacak ve görünen o ki sözde değil özde bağımsız Galatasaray taraftarının sesi bundan sonra daha gür çıkacak. Galatasaray'da bir şeylerin düzelmesi için devrim gerekli ve devrimler her daim sancılı olmuştur. Eğer her şey Galatasaray'ın menfaatleri doğrultusunda sonuçlanacaksa bu çilede çekilir. Yeter ki inancı yitirmeyelim bilmeliyiz ki gecenin en karanlık anı şafağa en yakın andır.


Selametle