Çarşamba, Aralık 13, 2017

Tudor İle; Tamam Mı? Devam Mı?

Kendimi bildim bileli ülkece hep "Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan dönem"deyiz. Siz deyin bulunduğumuz coğrafyanın kaderi ben diyeyim birileri için zaman kazanma taktiği ama her ne dersek diyelim bu dönem hiç bitmiyor. Bir de bu cümlenin yakın akrabası " Enkaz devraldım" vardır misal. Yine de bu cümleyi zaman zaman yerinde buluyorum. Tıpkı Tudor'un devraldığı Galatasaray gibi.

Bizler genelde sıcak kanlı "Akdeniz insanı" olarak nitelendirilsek de işin aslında  buz gibi "Asyalı" olduğumuzdan sanırım çoğu zaman yaşananlar içerisinde kendimizi kaybedip olaylara anlık tepkiler gösterip konunun bütününü kaçırıyoruz. Tudor'un devraldığı Galatasaray'ı takımın evrilişini ve geldiğimiz noktayı çabuk unutuyoruz. Bu demek değil ki Tudor mükemmel bir teknik direktör, yönetimi kusursuz, daha iyisi yok.. Asla ! Olayın sıcaklığı ile sanki kantarın topuzunu biraz kaçırıyoruz diye düşünüyorum. Bu yazıyı Akhisar maçının ilk yarısı sonunda yazmış olsaydım kesinlikle olayın sıcaklığı ile vereceğim tepkiler çok hoş olmayacaktı ama diyorum ya olaylara biraz daha etraflıca bakınca biraz daha aklı selim düşünebiliyoruz.

Igor Tudor'un geçen yıl NtvSpor'da katıldığı programda Galatasaray'a vadettiği ve Östersunds maçı sonrası yapılan meşhur basın toplantısında anlattığı Galatasaray aslında gün gibi karşımızda. Eksikleri var mı? Kesinlikle var. Ama bunlar giderilmeyecek şeyler mi asla değil. Bir büyük maç sıkıntımız var mesela. Alışık olmadığımız ya da beklemediğimiz kadro tercihleri, taktiksel hatalar. Bunlar oldu ve yine olacaktır. Ama son tahlilde tabelaya bakıldığında gelecek hafta Yeni Malatyaspor maçı kazanıldığı takdirde bu takım ligin ilk yarısını lider tamamlayacak.

Bakın bu lider olan takım henüz bir arada 6 ayını bile doldurmamış. Kapasitesinin yeni yeni farkına varmakta. Ve oyun repertuvarını daha da geliştirebilecek potansiyele sahip. Denebilir ki Tudor bunu ne kadar geliştirebilir. İşte o da Tudor'un sorunu. Bu sezon sadece Galatasaray için değil Tudor içinde fazlasıyla önemli. Kariyerine alt sıra takımlarını çalıştırarak devam etmekte onun elinde Galatasaray sonrası üst düzey takımlarda da. 

Şimdi gelelim kafamızın bulanmasına sebep olan takıntılı eski sevgilimiz Fatih Terim'e ! 

Mevzuyu hiç bizi bıraktı gitti, yok efendim Ünal Aysal aslında onu istemedi döngüsüne çekmek niyetinde değilim. Ben işe şuan Galatasaray'a ne verir ne veremez kısmından bakmayı tercih ediyorum. Kadroya bakınca ve Fatih Terim'in neler yapabileceğini düşününce bu takım onun elinde muhteşem işler başarabilir. Hatta üzerine birkaç takviye ile Avrupa Ligi kupasını bile alıp getirebilir. Ama şuan gelir mi gelmeli mi derseniz gönlüm gelsin, beynim ise şimdi değil daha sonra diyor. Çünkü Tudor'un bu sezonu bitirmeyi fazlasıyla hakkediyor ve şu da unutulmamalı ki sezon ortası gelecek olan hiçbir hoca size şampiyonluğu garanti edemez. 

Fatih Terim'in 1996-1997 sezonu derbi karnesini bilen bilir. Şimdi Dursun Özbek'ten Faruk Süren duruşu yada vizyonu beklemek zaten mümkün değil ama en azından tribünde birliği sağlamalı taraftarından ne küfür yemeli nede küfür ettirmeli, madem hoca arayışı yok çıkıp okansızların ağızlarının payını vermeli. Galatasaray'ın teknik direktörüne ve yedek kulübesine hakaret ettirmemeli. Hakemler eliyle sahada kazancağımız maçı masada kaybettirmemeli.

"Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan dönemden geçiyoruz." ( Tam yeri buraydı kullanayım istedim 😊 ) Şampiyonluk tek başına ne Tudor'un elinde ne yerine gelecek hocanın, ne oyuncuların ne yönetimin ne de taraftarın....Şampiyonluk için gereken tek şey bir bütün olarak hareket edebilmek. Galatasaray camia olarak seçim konularını, kişisel çatışmalarını, kendi iç hesaplaşmalarını bir kenara bırakıp şampiyonluğa odaklanmalı. Eğer bunu becerebilirse her şey daha kolay olacaktır eğer becerilemezse Tudor gidip yerine değil Terim Pep ya da Mou gelse  farketmez.



Selametle

Çarşamba, Haziran 28, 2017

Tudor'un Galatasarayı

Bizim jenerasyon için antrenör olarak son zamanlarda her ne kadar sevsek de sevmesek de Fatih TERİM net olarak istenen profildir. Maçı yaşayan, hırslı, arzulu, saha kenarında takımıyla birlikte hem hücum hem de savunma yapan birini hep görmek istemişizdir. Sahada taraftar futbolcu ne kadar görmek istiyorsak saha kenarında kendi gol atmışcasına sevinen birini görmek bir bakıma tribünleri de takıma yakınlaştırıyor. Futbol elbetteki sadece duygularla oynanmıyor, sistem, kondisyon vs. gibi bir çok değişik parametre varken işin duygusal kısmı mücadele, hırs biz tribünleri aslında esas ilgilendiren kısmı.. O forma sırılsıklam olacak bir defa ! Pek çoğumuz için ana kriter bu. Ama futbol denen şu meret her geçen gün daha da geliştikçe saf hırs mücadele artık doyurmuyor tribündeki ahaliyi. Yoksa Sabri'ye neden karşı çıkılsın ki?

Tudor daha geçen sezonun ilk haftasında Galatasaray taraftarının aklına girmişti. O mütevazi denebilecek Karabükspor ile Sami Yen'de Galatasaray'a karşı oynattığı baskılı mücadeleci futbol ve saha kenarında ki duruşu hepimizin aklında bir tek kişinin canlanmasına sebep oldu. Geliş şekli ve sezon sonuna kadar ki performansı için çok şey yazılıp çizilebilir ama Tudor'un esas sınavı şimdi başlıyor. Yarım sezon geçirdiği takımı ne kadar tanıdı, problemlerin ne kadarına çözüm üretti bunu göreceğiz. Bu sezon sadece Galatasaray için değil Tudor'un gelecekte ki antrenörlük kariyeri açısından da fazlasıyla önemli. Juventus tedrisatından geçmiş üst düzey antrenörler sınıfına kendini de ekleyebilmek ve daha büyük hedeflere gidebilmesi açısından iyi bir sınav. 

Dursun Özbek yönetiminin mali konularda ki kararları ve bundan önceki yönetim performansı bu yazının konusu değil eleştirilecek pek çok şey var ancak transfer sezonun başlamasıyla birlikte kabul etmemiz gereken bir şey var ki iyi çalışıyorlar. Maliyetleri bir kenara koyarsak Belhanda, Gomis ve Maicon transferleri doğru ve takımın seviyesini kağıt üzerinde yukarıya çekecek hamleler.

Tudor'un elbette ki eksikleri bu transferler ile bitmiyor takımın hala Selçuk İnan'ın yanında ( ondan vazgeçen hoca henüz Abdullah Avcı dışında görmedim ) oynayabilecek iyi bir orta sahaya ayrıca yıllardır çözülemeyen sağ ve sol bek oyuncu ihtiyacı bulunuyor. Takım içerisinden bu bölgeleri takviye etmek mevcut oyuncuların geçmiş performansları göz önüne alındığında pek mümkün görünmüyor ancak onları bir çırpıda kenara atmak ne kadar doğru ve anlaşılabilir bu kısmı tartışılır. Tudor'un şuan için gönderilecek gözüyle bakılan oyuncular içerisinden de bir eleme yapması ve bunların bir kaçından mutlaka verim alması gerekiyor. Antrenörlük sadece hazır ve iyi oyuncuyu oynatmak değil aynı zamanda geçmiş dönemde başarılı olmuş ancak düşüşe geçmiş futbolcuları da yeniden üst sınıfa çıkartabilmek o oyuncudan üst düzey verim almayı da gerektirir. 


Bakalım bundan sonraki süreç neleri gösterecek. Şimdilik tribünde iyimser bir hava hakim bunu inkar edemeyiz ancak lig başladığında şöyle bir 8-10 haftalık süreç geçirildiğinde hem Tudor'un hem de takımın kaderi şekillenmeye başlayacaktır.