Çarşamba, Haziran 28, 2017

Tudor'un Galatasarayı

Bizim jenerasyon için antrenör olarak son zamanlarda her ne kadar sevsek de sevmesek de Fatih TERİM net olarak istenen profildir. Maçı yaşayan, hırslı, arzulu, saha kenarında takımıyla birlikte hem hücum hem de savunma yapan birini hep görmek istemişizdir. Sahada taraftar futbolcu ne kadar görmek istiyorsak saha kenarında kendi gol atmışcasına sevinen birini görmek bir bakıma tribünleri de takıma yakınlaştırıyor. Futbol elbetteki sadece duygularla oynanmıyor, sistem, kondisyon vs. gibi bir çok değişik parametre varken işin duygusal kısmı mücadele, hırs biz tribünleri aslında esas ilgilendiren kısmı.. O forma sırılsıklam olacak bir defa ! Pek çoğumuz için ana kriter bu. Ama futbol denen şu meret her geçen gün daha da geliştikçe saf hırs mücadele artık doyurmuyor tribündeki ahaliyi. Yoksa Sabri'ye neden karşı çıkılsın ki?

Tudor daha geçen sezonun ilk haftasında Galatasaray taraftarının aklına girmişti. O mütevazi denebilecek Karabükspor ile Sami Yen'de Galatasaray'a karşı oynattığı baskılı mücadeleci futbol ve saha kenarında ki duruşu hepimizin aklında bir tek kişinin canlanmasına sebep oldu. Geliş şekli ve sezon sonuna kadar ki performansı için çok şey yazılıp çizilebilir ama Tudor'un esas sınavı şimdi başlıyor. Yarım sezon geçirdiği takımı ne kadar tanıdı, problemlerin ne kadarına çözüm üretti bunu göreceğiz. Bu sezon sadece Galatasaray için değil Tudor'un gelecekte ki antrenörlük kariyeri açısından da fazlasıyla önemli. Juventus tedrisatından geçmiş üst düzey antrenörler sınıfına kendini de ekleyebilmek ve daha büyük hedeflere gidebilmesi açısından iyi bir sınav. 

Dursun Özbek yönetiminin mali konularda ki kararları ve bundan önceki yönetim performansı bu yazının konusu değil eleştirilecek pek çok şey var ancak transfer sezonun başlamasıyla birlikte kabul etmemiz gereken bir şey var ki iyi çalışıyorlar. Maliyetleri bir kenara koyarsak Belhanda, Gomis ve Maicon transferleri doğru ve takımın seviyesini kağıt üzerinde yukarıya çekecek hamleler.

Tudor'un elbette ki eksikleri bu transferler ile bitmiyor takımın hala Selçuk İnan'ın yanında ( ondan vazgeçen hoca henüz Abdullah Avcı dışında görmedim ) oynayabilecek iyi bir orta sahaya ayrıca yıllardır çözülemeyen sağ ve sol bek oyuncu ihtiyacı bulunuyor. Takım içerisinden bu bölgeleri takviye etmek mevcut oyuncuların geçmiş performansları göz önüne alındığında pek mümkün görünmüyor ancak onları bir çırpıda kenara atmak ne kadar doğru ve anlaşılabilir bu kısmı tartışılır. Tudor'un şuan için gönderilecek gözüyle bakılan oyuncular içerisinden de bir eleme yapması ve bunların bir kaçından mutlaka verim alması gerekiyor. Antrenörlük sadece hazır ve iyi oyuncuyu oynatmak değil aynı zamanda geçmiş dönemde başarılı olmuş ancak düşüşe geçmiş futbolcuları da yeniden üst sınıfa çıkartabilmek o oyuncudan üst düzey verim almayı da gerektirir. 


Bakalım bundan sonraki süreç neleri gösterecek. Şimdilik tribünde iyimser bir hava hakim bunu inkar edemeyiz ancak lig başladığında şöyle bir 8-10 haftalık süreç geçirildiğinde hem Tudor'un hem de takımın kaderi şekillenmeye başlayacaktır.




Hiç yorum yok: